Temyîz
التمييز
Temyîz, belirsiz bir ismin veya bir sayının kastolunan mânasını açıklamak için getirilen mansûb, nekre bir isimdir; önceki ifadedeki belirsizliği ya da kapalılığı gidererek cümleye anlam kesinliği kazandırır.
Temyîz (التمييز), kendisinden önce gelen bir ismin, sayının ya da cümledeki hükmün hangi türden veya ne bakımından kastedildiğini belirten mansûb ve nekre bir isimdir. Klasik gramer geleneğinde «mümeyyez» veya «mufessir» olarak da anılır. Temyîz, sorulan «neden/ne bakımından?» (مِمَّ؟ / مِنْ أَيِّ جِهَةٍ؟) sorusunu yanıtlar ve cümledeki ibhâmı (belirsizliği) ortadan kaldırır.
Türleri ve Kuralları
- İsim temyîzi (temyîzü'l-ism / temyîzü'z-zât): Ölçü, tartı, alan ve sayı bildiren belirsiz bir ismin ardından gelir. Bu tür temyîz önceki ismin «müfredini» açıklar; örneğin اشْتَرَيْتُ رِطْلاً زَيْتاً (Bir rıtıl yağ satın aldım) cümlesinde زَيْتاً temyîzdir.
- Cümle temyîzi (temyîzü'n-nisbe / temyîzü'l-cümle): Cümledeki hükmün hangi yönden geçerli olduğunu belirtir; mübtedâ-haber, fâil ya da mef'ûlle ilgili bir belirsizliği giderir. Örneğin طَابَ زَيْدٌ نَفْساً (Zeyd gönül bakımından rahatladı) cümlesinde نَفْساً bu türdendir.
- İ'râbı: Temyîz daima nasb üzere olur. Açık isimde fetha, müennes sâlim çoğulda ya, muzâaf ve gayrı munsarif isimlerde ilgili nasb alâmeti görülür.
- Nekre olması zorunludur: Temyîz kural olarak nekre (belirsiz) gelir; marife (belirli) gelmesi şâz sayılır.
- Sayı temyîzi: 11–99 arası sayıların temyîzi müfred mansûb nekre olur (أَحَدَ عَشَرَ كَوْكَباً); 3–10 arası sayıların temyîzi ise mecrûr cem' olarak gelir ve teknik olarak muzâfun ileyh sayılır, ancak anlam işlevi bakımından temyîze yakındır.
- Cümle temyîzinin aslının câr-mecrûra dönüştürülebileceği kabul edilir: طَابَ نَفْساً → طَابَ فِي نَفْسِهِ.
Kur'an'dan Örnekler
إِنِّي رَأَيْتُ أَحَدَ عَشَرَ كَوْكَباً — Yûsuf 12:4. Anlamı: «Ben on bir yıldız gördüm.» İ'râb: كَوْكَباً, 11 sayısının temyîzidir; müfred, nekre, mansûb (fetha ile). Sayının müfredini/türünü açıklayan isim temyîzidir.
وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْباً — Meryem 19:4. Anlamı: «Baş, ak saç bakımından tutuştu / saçlar ağardı.» İ'râb: شَيْباً, cümle temyîzidir; fâil olan الرَّأْسُ ile kurulan hükmün hangi yönden gerçekleştiğini belirtir. Nekre, mansûb (fetha ile). Aslı اشْتَعَلَ شَيْبُ الرَّأْسِ şeklinde düşünülebilir; temyîz bu aslın fâilinden dönüştürülmüştür (محوّل عن الفاعل).
وَفَجَّرْنَا الْأَرْضَ عُيُوناً — Kamer 54:12. Anlamı: «Yeri pınarlar hâlinde fışkırttık.» İ'râb: عُيُوناً, cümle temyîzidir; mef'ûl olan الْأَرْضَ ile kurulan hükmün ne bakımından gerçekleştiğini açıklar. Cem', nekre, mansûb (fetha ile). Mef'ûlden dönüştürülmüş temyîz (محوّل عن المفعول) kabul edilir.
وَكَانَ اللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيماً — Ahzâb 33:40. Anlamı: «Allah her şeyi hakkıyla bilendir.» İ'râb: عَلِيماً, كَانَ'ın haberi olduğu için mansûbdur; bu örnek doğrudan temyîz değil haberdir. Karşılaştırma amacıyla verilmiştir: عَلِيماً'nın nasb sebebi temyîz değil, كَانَ'ın haberi olmasıdır — temyîzle karıştırılmaması gerekir.
Notlar
- Temyîz ile hâl arasındaki temel fark: hâl fâil/mef'ûlün durumunu (genellikle belirli veya zamire bağlı) açıklarken, temyîz ismin ya da hükmün türünü/cinsini açıklar ve daima nekredir.
- El-Galâyînî, temyîzi «ibhâmı gideren mansûb nekre isim» olarak tarif eder ve isim temyîzini melfûz (lafzen zikredilmiş), cümle temyîzini ise melhoz (mânaca çıkarılan) şeklinde ikiye ayırır.
- İbn Mâlik, Elfiyye'sinde temyîzi şu şekilde özetler: وَالنَّصْبُ عَنْ تَمَامِ الاِسْمِ إِنْ يُفِدْ مَعْنَى مِنِ افْهَمْهُ فَهُوَ التَّمْيِيزُ — ismin tamamlanmasından sonra «min» anlamı katan mansûb unsur temyîzdir.