Mef'ûlün mutlak
المفعول المطلق
Mef'ûlün mutlak (المفعول المطلق), fiilin anlamını pekiştirmek veya niteliğini/sayısını belirtmek amacıyla kendi fiilinin mastarından türetilen ve daima mansûb (nasb hâlinde) olan bir cümle ögesidir.
Mef'ûlün mutlak, bir fiilin mastarından getirilen ve o fiile bağlı olarak mansûb okunan isimdir. "Mutlak" adını almasının sebebi, harfe veya fiile bağlı olmaksızın doğrudan kendi âmili olan fiille ilişki kurmasıdır. Üç temel işlev üstlenir: fiilin anlamını te'kîd (pekiştirme), fiilin niteliğini nev' (çeşit) belirtme ve fiilin tekrar sayısını aded (sayı) belirtme.
Türleri ve Kuralları
- Te'kîd için mef'ûlün mutlak: Fiilin anlamını kuvvetlendirmek amacıyla kullanılır; genellikle belirsiz (nekre) ve tek başına gelir. Örnek: كَلَّمَ اللهُ مُوسَى تَكْلِيمًا — "Allah Mûsâ ile gerçekten konuştu."
- Nev' (çeşit) belirtmek için mef'ûlün mutlak: Eylemin türünü ya da niteliğini gösterir; çoğunlukla sıfat, muzâf veya ism-i işâretle belirtilir. Örnek: سَيَّرَ الْجَيْشَ سَيْرًا حَثِيثًا — "Orduyu hızlı bir yürüyüşle yürüttü."
- Aded (sayı) belirtmek için mef'ûlün mutlak: Eylemin kaç kez gerçekleştiğini bildirir. Örnek: ضَرَبْتُهُ ضَرْبَتَيْنِ — "Onu iki kez vurdum."
- Âmilinin hazfedilmesi (mahzûf fiil): Fiil bazen cümleden düşürülür, mef'ûlün mutlak tek başına kalır. Bu durum özellikle uyarı, beddua ve dua ifadelerinde yaygındır: سُبْحَانَ اللهِ gibi.
- İ'râbı: Her zaman nasb (mansûb) olup sonu fethalı okunur; tesniyede elif, cemi müzekker sâlimde yâ ile mansûb olur.
- Masdar yerine geçen kelimeler: Bazen mastarın yerine onu anlam bakımından karşılayan bir isim (bedel) mef'ûlün mutlak olarak kullanılabilir: وَتَبَتَّلْ إِلَيْهِ تَبْتِيلًا gibi.
Kur'an'dan Örnekler
وَكَلَّمَ اللَّهُ مُوسَىٰ تَكْلِيمًا — Nisâ 4:164 — "Allah, Mûsâ ile hakikaten konuştu." İ'râb: تَكْلِيمًا kelimesi, كَلَّمَ fiilinin mastarından türetilmiş mef'ûlün mutlaktır; te'kîd işleviyle mansûb olup sonu tenvînli fetha ile okunur. Fâil: اللَّهُ (merfû), mef'ûl bih: مُوسَىٰ (mansûb, gayri munsarif).
فَاجْلِدُوهُمْ ثَمَانِينَ جَلْدَةً — Nûr 24:4 — "Onlara seksen değnek vurun." İ'râb: جَلْدَةً kelimesi اجْلِدُوا fiilinin mastarına dayalı mef'ûlün mutlaktır; aded (sayı) mef'ûlü olan ثَمَانِينَ ifadesinin temyizi konumunda mansûbdur. Bir görüşe göre ise ثَمَانِينَ mef'ûlün mutlak, جَلْدَةً onun temyizidir.
وَتَبَتَّلْ إِلَيْهِ تَبْتِيلًا — Müzzemmil 73:8 — "Yalnızca O'na yönel, bütünüyle O'na adanarak." İ'râb: تَبْتِيلًا, تَبَتَّلْ fiiliyle aynı kökten olmakla birlikte bu kökün farklı bir vezni olduğundan bazı dilciler onu mef'ûlün mutlakın bedeli sayar; nev' işleviyle mansûb ve tenvînlidir. Câr-mecrûr إِلَيْهِ fiile müteallıktır.
فَإِنَّ جَهَنَّمَ جَزَاؤُكُمْ جَزَاءً مَّوْفُورًا — İsrâ 17:63 — "Şüphesiz Cehennem, size tam ve eksiksiz bir karşılıktır." İ'râb: جَزَاءً, جَزَاؤُكُمْ mübtedâsından türetilmiş mef'ûlün mutlaktır; âmil olarak mübtedânın delâlet ettiği fiil takdir edilir ve nev' (nitelik) bildirme işleviyle mansûbdur. مَّوْفُورًا onun sıfatıdır.
Notlar
- Mef'ûlün mutlak, diğer mef'ûllerden (mef'ûl bih, mef'ûl fîh, mef'ûl lieclih, mef'ûl maah) farklı olarak her zaman kendi fiilinin mastarından ya da onun yerine geçen bir unsurdan oluşur.
- El-Galâyînî, Câmiu'd-Dürûs'ta mef'ûlün mutlakın âmilinin bazen hazfedilerek yalnızca mastarın bırakıldığını ve bu durumun Kur'an'da da görüldüğünü özellikle vurgular.
- İbn Mâlik, Elfiyye'de "Masdar, fiilin yerini tutarak da âmil olabilir" diyerek mastara özgü nâibler meselesini ayrıntılı ele alır.