Masdar sınâî
المصدر الصِّناعي
Masdar sınâî, bir isim ya da sıfata "iyye" (ـِيَّة) nisbî eki getirilerek soyut kavram ve nitelik bildiren yapay/türetilmiş bir mastardır; Arapçada özellikle modern dönemde yaygınlaşmış olmakla birlikte köklerini klasik kullanıma dayandırır.
Masdar sınâî (المصدر الصِّناعي), bir isme, sıfata veya zaten türemiş bir kelimeye önce nisbî eki olan ياء النسبة (yâü'n-nisbe, -î / -iyy), ardından mücerred masdar kalıbına ait dişilik eki تاء التأنيث (-e / -et) getirilerek oluşturulan ve soyut bir kavram, nitelik ya da durum ifade eden türetilmiş isim çeşididir. Kalıbı her zaman فَعَلِيَّة / اسمِيَّة tipinde, yani ـِيَّة sonekiyle biter. El-Galâyînî Câmiu'd-Dürûs'ta bunu "isim ya da sıfattan yapma masdar" (مصدر منحوت من الاسم أو الصفة) şeklinde tanımlar.
Türleri ve Yapım Kuralları
- Somut isimden türetme: إنسان (insan) → إنسانِيَّة (insanlık, insaniyet); حُرّ (özgür) → حُرِّيَّة (özgürlük).
- Sıfat veya nisbî isimden türetme: اجتماعيّ (toplumsal) → اجتماعِيَّة (toplumsallık, sosyallik); إسلاميّ → إسلامِيَّة (İslamiyet).
- Masdar veya fiilimsi köke ekleme: وحدة → وحدانِيَّة (birlik, tevhid kavramı); ربّ → ربوبِيَّة (rububiyet).
- Yapım kuralı: Ek getirilecek kelimenin sonundaki تاء التأنيث veya nisbî yâsı düşürülür, ardından ـِيَّة eklenir; kelime her zaman dişil, müfred ve gayrı munsarif olmayan bir isim gibi i'râb alır.
- İ'râbı: Masdar sınâî cümle içinde mübtedâ, haber, fâil, mef'ûl, muzâfun ileyh vb. konumlara göre tam i'râb alır; son harfi (ة) üzerinde damme, fetha ve kesre görünür.
Kur'an'dan Örnekler
وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ — Münâfikûn 63:8 — "Güç ve üstünlük (izzet) yalnızca Allah'a, Resûlü'ne ve mü'minlere aittir." — İ'râb: الْعِزَّة, عزيز sıfatından türetilmiş masdar sınâî nitelikli bir isimdir; cümle içinde mahzuf bir mübtedânın haberi olan لِلَّهِ câr-mecrûrunun mübtedâsı konumundadır, merfû, tenvinsiz mârife.
وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ — Nûr 24:56 — "Namazı kılın, zekâtı verin ve Resûl'e itaat edin." — İ'râb: الزَّكَاة, زكا / زكّى kökünden masdar sınâî işlevi gören kalıplaşmış bir mastardır; آتُوا fiilinin mef'ûlü bih olarak mansûb, ة üzerinde fetha ile.
سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَىٰ بِعَبْدِهِ لَيْلًا — İsrâ 17:1 — "Kulunu bir gece yürüten (Allah) her türlü eksiklikten münezzehtir." — İ'râb: سُبْحَانَ, سبّح fiilinden türemiş ve "tenzih etme, yüceltme" soyut kavramını karşılayan kalıplaşmış masdar sınâî; mutlak mef'ûl (mef'ûlü mutlak) olarak mansûb, fiili mahzûf takdiriyle أُسَبِّحُ سُبْحَانَ.
Notlar
- Masdar sınâî terimi klasik nahiv kitaplarında çoğunlukla müştakkât (isim türevleri) başlığı altında veya ayrı bir başlık olarak işlenir; İbn Mâlik Elfiyye'sinde bu yapıyı doğrudan adlandırmaz, ancak el-Galâyînî Câmiu'd-Dürûs'ta müstakil bir bölüm ayırır.
- Modern Arapçada terim kavramları karşılamak için bu kalıp son derece üretken biçimde kullanılmaktadır: ديمقراطية، علمانية، قومية gibi.
- Klasik metinlerde geçen ربوبية، ألوهية، وحدانية gibi kelimeler kelam ilminin temel kavramları olarak Kur'an tefsirinde de sıkça kullanılır.