Kâne ve kardeşlerinin haberi
خبر كان وأخواتها
Kâne ve kardeşleri (كان وأخواتها), isim cümlesine girerek mübtedâyı isim (merfû) olarak tutan, haberi ise nasb ederek mansûb yapan nâkıs fiillerdir; bu nâkıs fiillerin haberi, Arapça gramerinde "mensûbât" (nasb alanlar) arasında sayılır ve merfû mübtedânın tamamlayıcısı konumundadır.
Kâne ve kardeşlerinin haberi (خبر كان وأخواتها), bu nâkıs fiillerin isim cümlesine girdikten sonra nasbettikleri unsurdur. Kâne ve kardeşleri —كَانَ، أَصْبَحَ، أَمْسَى، أَضْحَى، ظَلَّ، بَاتَ، صَارَ، لَيْسَ، مَا زَالَ، مَا فَتِئَ، مَا انْفَكَّ، مَا بَرِحَ، مَا دَامَ— isim cümlesindeki mübtedâyı isim (merfû) olarak tutarken haberi nasb ederler. Habere haber-i kâne (خبر كان) ya da haber-i nâkıs denir.
Türleri / Kuralları
- Müfred haber: Tek bir isim veya sıfat olur; mansûb ve كان'ın ismine cinsiyet ve sayıca uyar. Örn. كَانَ زَيْدٌ عَالِمًا — "Zeyd âlim idi."
- Cümle haber: İsim veya fiil cümlesi olabilir; bu durumda cümle mahallen mansûbtur ve كان'ın ismine râci bir zamir (râbıt) bulundurması gerekir.
- Şibh-i cümle haber (câr-mecrûr / zarf): Câr-mecrûr veya zarf, haber olarak geldiğinde mahallen mansûbtur; gizli (mahzûf) bir haber-i müfrede müteallik sayılır.
- Haberin öne geçmesi (takdîm): Haber كان'ın isminden önce gelebilir; câr-mecrûr veya zarf olduğunda bu takdîm yaygındır: كَانَ فِي الدَّارِ زَيْدٌ.
- Haberin hazfi: Karineden anlaşılıyorsa haber hazfedilebilir; bu durumda i'râbı takdîren mansûbtur.
- İsim önce, haber sonra gelmek aslolan sıradır; ancak fiil yapısı gereği كان her ikisinden de önce bulunur.
Kur'an'dan Örnekler
وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا (en-Nisâ 4:96) — "Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir." İ'râb: كَانَ nâkıs mâzî fiil; اللَّهُ isim-i kâne, merfû; غَفُورًا haber-i kâne, mansûb (tenvînli); رَّحِيمًا ikinci haber veya غَفُورًا'ya sıfat, mansûb.
إِنَّ الصَّلَاةَ كَانَتْ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ كِتَابًا مَّوْقُوتًا (en-Nisâ 4:103) — "Namaz, müminlere belirli vakitlerde farz kılınmıştır." İ'râb: كَانَتْ nâkıs mâzî fiil (müennes ت'si ile); الصَّلَاةَ isim-i kâne (إنّ'in haberi olarak mansûb, kâne'nin ismi olarak mahallen merfû); عَلَى الْمُؤْمِنِينَ câr-mecrûr, haber-i kâne'ye müteallik veya haber; كِتَابًا haber-i kâne, mansûb; مَّوْقُوتًا كِتَابًا'ya sıfat, mansûb.
وَكَانَ حَقًّا عَلَيْنَا نَصْرُ الْمُؤْمِنِينَ (er-Rûm 30:47) — "Müminlere yardım etmek üzerimize bir hak idi." İ'râb: كَانَ nâkıs mâzî fiil; حَقًّا haber-i kâne takdîm edilmiş, mansûb; عَلَيْنَا câr-mecrûr حَقًّا'ya müteallik; نَصْرُ الْمُؤْمِنِينَ isim-i kâne (müehhhar), merfû; الْمُؤْمِنِينَ muzâfun ileyh, mecrûr.
Notlar
- El-Galâyînî, Câmiu'd-Dürûs'ta haber-i kâne'nin müfret, cümle ve şibh-i cümle olmak üzere üç türünü ayrıntılı biçimde ele alır; İbn Mâlik de Elfiyye'de bu fiilleri "nâkıs fiiller" (الأفعال الناقصة) başlığı altında inceler.
- لَيْسَ, zaman bildirmeyen ve olumsuzluk ifade eden tek üyedir; tasarrufu sınırlıdır (mâzî ve ism-i fâili kullanılır, muzâri çekimi yoktur).
- مَا دَامَ ise zaman zarfıyla birlikte kullanılır ve yalnızca "devam ettiği sürece" anlamı taşır; bu nedenle diğer kardeşlerinden ayrışır.