Mef'ûlün lieclih
المفعول لأجله
Mef'ûlün lieclih (المفعول لأجله), bir fiilin neden ya da hangi amaçla yapıldığını bildiren ve nasb hâlinde gelen mastar kökenli bir isimdir; "niçin?" sorusuna cevap verir ve Türkçede "…için, …amacıyla, …korkusundan" gibi çevrilir.
Mef'ûlün lieclih (المفعول لأجله — sebep mef'ûlü), cümledeki fiilin gerçekleşme sebebini ya da amacını açıklayan mansûb (nasbedilmiş) bir isimdir. Bu ismin bir mastar olması, cümledeki fiilin fâiliyle ortaklık taşıması ve zaman bakımından o fiille eş zamanlı olması şart koşulur. Şartların tamamı sağlandığında isim doğrudan nasb alır; sağlanamadığında ise لِ، مِنْ، فِي gibi harflerle câr-mecrûr olarak kullanılır.
Türleri ve Kuralları
- Saf mef'ûlün lieclih (mansûb): Mastar olması, fâilinin esas fiilin fâiliyle aynı olması ve zamanca uyuşması şartları bir arada bulununca kelime tenvinsiz ya da tenvinli nasb alır. Örnek: وقفتُ إجلالاً للعلم ("İlme saygı için ayağa kalktım").
- Câr-mecrûr ile kullanım: Şartlardan biri eksikse — özellikle fâiller farklıysa ya da kelime mastar değilse — başına لِ (amaç), مِنْ (korku/sebep) veya فِي (zarf anlamı katan sebep) harfi getirilir ve kelime mecrûr olur; bu kullanım Kur'an'da da yaygındır.
- Takdîrî (gizli) fiile bağlılık: Bazen cümlede açık bir fiil bulunmaz; mef'ûlün lieclih, hazfedilmiş bir fiile bağlı sayılır.
- İ'râb alâmeti: Müfret-tenvinsizde fetha, cemi müzekker-sâlimde ye, cemi mükesser ve müfret-tenvinlide fetha görülür; muzâf olduğunda da fetha kalır ancak tenvin düşer.
Kur'an'dan Örnekler
يَجْعَلُونَ أَصَابِعَهُمْ فِي آذَانِهِم مِّنَ الصَّوَاعِقِ حَذَرَ الْمَوْتِ — el-Bakara 2:19 — "Ölüm korkusundan parmaklarını kulaklarına tıkarlar." İ'râb: حَذَرَ mef'ûlün lieclih olup mansûbdur (fetha); الْمَوْتِ ona muzâf olup mecrûrdur. Fiilin (يَجْعَلُونَ) fâili ile حَذَر'in fâili aynıdır (onlar), ve her ikisi de eş zamanlıdır; dolayısıyla doğrudan nasb şartları yerine gelmiştir.
وَلَا تَقْتُلُوا أَوْلَادَكُمْ خَشْيَةَ إِمْلَاقٍ — el-İsrâ 17:31 — "Yoksulluk korkusundan çocuklarınızı öldürmeyin." İ'râb: خَشْيَةَ mef'ûlün lieclih, mansûb (fetha); إِمْلَاقٍ muzâfun ileyh, mecrûr. Yasak bildiren fiil (تَقْتُلُوا) ile خَشْية'nin öznesi aynıdır (siz); mastar olması ve zamanca birliktelik şartları sağlanmıştır.
وَيُمْسِكُ السَّمَاءَ أَن تَقَعَ عَلَى الْأَرْضِ إِلَّا بِإِذْنِهِ — el-Hac 22:65 — "Göğü, O'nun izni olmaksızın yere düşmesin diye tutar." İ'râb: Burada sebep anlamı أَن تَقَعَ ile sağlanmıştır; أَنْ + muzâri birlikte te'vîlen mastar sayılır (إمساكَ وقوعها anlamında) ve mef'ûlün lieclih konumunda mansûb takdirinde değerlendirilir. Fâil ortaklığı şartı sağlandığından yapı mansûb konumundadır.
وَأَعِدُّوا لَهُم مَّا اسْتَطَعْتُم مِّن قُوَّةٍ — el-Enfâl 8:60 — "Onlara karşı gücünüz yettiğince kuvvet hazırlayın." İ'râb: Bu âyette sebep bağlamı için ek not olarak: bu tür âyetlerde amaç bazen لِـ ile câr-mecrûr yapılır. Buna paralel örnek olarak لِتُرْهِبُوا بِهِ عَدُوَّ اللَّهِ (aynı âyetin devamı) gösterilebilir: لِـ ta'lîl (sebep) harfi olup arkasındaki تُرْهِبُوا muzâri meczûm değil mansûb olarak أَنْ takdiriyle gelir; sebep anlamı câr-mecrûr yoluyla ifade edilmiştir.
Notlar
- Klasik gramer eserlerinde bu baba el-mef'ûl leh (المفعول له) ya da el-mef'ûl min eclih (المفعول من أجله) de denir; İbn Mâlik Elfiyye'sinde her iki adı da zikreder.
- el-Galâyînî, Câmiu'd-Dürûs'ta üç şartın (masdar olma, fâil birliği, zaman birliği) hepsinin bulunmasını "tam mef'ûlün lieclih" için zorunlu sayar; eksiklik durumunda harfin getirilmesi vâcip olur.
- Kur'an'da ابْتِغَاءَ، طَلَبَ، رَغْبَةً، رَهْبَةً gibi kelimeler sıklıkla mansûb mef'ûlün lieclih olarak geçer.