Arapça Gramer › Nahiv › Merfûât (ref olanlar)

Haber

الخبر

Haber (الخبر), isim cümlesinde mübtedânın anlamını tamamlayan ve onunla birlikte tam bir yargı oluşturan merfû unsurdur; mübtedânın ne olduğunu veya nasıl olduğunu bildirir.

Haber, isim cümlesinin iki temel ögесinden ikincisidir. Mübtedâyla birlikte kullanılır, onun sayısına ve cinsiyetine uyar (mutabakat) ve kural olarak merfû gelir. Haber müfret (tek kelime), cümle (fiil veya isim cümlesi) ya da şibh-i cümle (câr-mecrûr veya zarf) biçiminde olabilir.

Türleri ve Temel Kuralları

  • Müfret haber: Tek bir isim, sıfat veya benzerinden oluşur. Mübtedânın sayısına ve cinsine göre çekimlenir. Örnek: اللهُ أَحَدٌ — haber أَحَدٌ müfret merfûdur.
  • Cümle haber: Fiil cümlesi ya da isim cümlesi olur. Cümle haberin mübtedâya bağlanabilmesi için içinde gizli veya açık bir râbıt zamiri (الرابط) bulunması gerekir. Örnek: الله ربُّنا — ikinci isim cümlesi, bağlayıcı zamiri taşır.
  • Şibh-i cümle haber: Câr-mecrûr (في البيتِ) veya zarf (عندَك) biçiminde gelir; bu durumda mübtedâya ait mahzûf (düşürülmüş) bir müfret haber takdir edilir.
  • Haber-i müfret mutabakatı: Mübtedâ müzekker tekil ise haber de müzekker tekil; müennes ise müennes; tesniye ise tesniye; cemi ise cemi gelir.
  • Haberin takdimi (öne alınması): Mübtedâ nekre, haber şibh-i cümle olduğunda haber zorunlu olarak öne alınır: في الدارِ رجلٌ.

Kur'an'dan Örnekler

اللَّهُ نُورُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ — Nûr 24:35 — "Allah göklerin ve yerin nurudur." İ'râb: اللَّهُ mübtedâ, merfû, lafzen zammeli. نُورُ müfret haber, merfû, zammeli; السَّمَاوَاتِ muzâfun ileyh, mecrûr.

وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ — Bakara 2:282 — "Allah her şeyi hakkıyla bilendir." İ'râb: اللَّهُ mübtedâ, merfû. عَلِيمٌ müfret haber, merfû, tenvînli zamme. بِكُلِّ شَيْءٍ câr-mecrûr, عَلِيمٌ'e müteallık.

إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَنَهَرٍ — Kamer 54:54 — "Şüphesiz ki müttakiler cennetler ve ırmaklar içindedir." İ'râb: إِنَّ tahkik harfi, isim cümlesine dahil olup mübtedâyı nasb eder. الْمُتَّقِينَ inne'nin ismi, mansûb. فِي جَنَّاتٍ câr-mecrûr, şibh-i cümle haber olarak mahallen merfû; takdîrî haber: مُسْتَقِرُّونَ.

وَالسَّمَاءُ بَنَيْنَاهَا بِأَيْدٍ — Zâriyât 51:47 — "Göğü biz kudretimizle bina ettik." İ'râb: السَّمَاءُ mübtedâ, merfû. بَنَيْنَاهَا fiil cümlesi haber olarak mahallen merfû; içindeki هَا zamiri bağlayıcı (râbıt) olup haberi mübtedâya bağlamaktadır.

Notlar

  • Haber, kâne ve kardeşleri (كان وأخواتها) ile inne ve kardeşlerinin (إنَّ وأخواتها) dahil olduğu cümlelerde de varlığını korur; ancak bu edatlar haberin irab konumunu değiştirmez, haber yine merfû kalır.
  • Haber birden fazla olabilir (ta'addüdü'l-haber): هو الغفورُ الودودُ — her iki sıfat haber sayılır.
  • El-Galâyînî, haberin mahzûf (gizli) olabileceğini, özellikle yemin ve yas ifadelerinde takdir yoluyla anlaşıldığını belirtir.
Kaynak: Tek Kaynak Arapça gramer verisi. Eğitim ve araştırma amaçlıdır.
Munsarif ve gayr-ı munsarif
Munsarif isim Memnû' mine's-sarf