Arapça Gramer › Sarf › Fiilin yapısı ve çekimi

Mâzî, muzâri' ve emir

الماضي والمضارع والأمر

Arapça fiiller, bildirdikleri zamanın ve anlamın türüne göre mâzî (geçmiş zaman), muzâri' (geniş/şimdiki-gelecek zaman) ve emir (buyruk) olmak üzere üç temel kipte ele alınır; sarf ilminin merkezinde yer alan bu üç kip, fiilin kök harflerine eklenen özel kalıplar ve sonekler aracılığıyla şekillenir.

Arap dilinde fiil (fi'l), anlattığı zamana ve işlevine göre üç ana kipe ayrılır: mâzî (الماضي), muzâri' (المضارع) ve emir (الأمر). Mâzî, eylemin geçmişte gerçekleştiğini; muzâri', şimdiki ya da gelecekte gerçekleşeceğini bildirir; emir ise bir buyruğu veya isteği ifade eder. Bu üç kip, fiilin tüm çekim sisteminin temelini oluşturur.

Türleri ve Temel Kuralları

  • Mâzî (الماضي): Üç harfli kök esas alınarak فَعَلَ kalıbında kurulur. Asıl hâlinde son harfi fetha (üstün) ile okunur ve mebni bil-feth'tir. Şahıs ekleri (د، ت، نا vb.) eklenerek çekimlenir. Örnek: كَتَبَ، كَتَبَتْ، كَتَبُوا.
  • Muzâri' (المضارع): Başına muzâra'a harflerinden biri eklenerek oluşturulur: أ، ن، ي، ت (elif, nun, ye, te — baş harfleri أَنَيْتُ şeklinde derlenir). Asıl hâlinde ref' ile (damme ile) okunur, kendisinden önce nâsıb veya câzım bir edat geldiğinde nasb ya da cezm alır. Örnek: يَكْتُبُ، تَكْتُبُ، أَكْتُبُ.
  • Emir (الأمر): Muzâri'den türetilir; muzâri'nin başındaki harf atılır, kelimenin başına gerektiğinde hemzetu'l-vasl getirilir ve son harfi cezmle (sükûn ile) okunur. Emir fiil mebni bil-sükûn'dur. Örnek: اُكْتُبْ، اِقْرَأْ، قُلْ. Sonu illetli ya da nun-u nisveden oluşan fiillerde cezmin alâmeti değişir.
  • İ'râb durumları özeti: Mâzî daima mebnîdir (son hareke değişmez, i'râba girmez). Muzâri', amelsiz hâlde ref'te (damme), نَ veya لَنْ gibi nâsıb edatlardan sonra nasb'ta (fetha), لَمْ veya لاَمü'l-emir gibi câzım edatlardan sonra cezm'de (sükûn) bulunur. Emir fiil ise her zaman mebnîdir.

Kur'an'dan Örnekler

خَلَقَ الْإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍ — Alak 96:2 — "İnsanı bir alekten (embriyo) yarattı." İ'râb: خَلَقَ mâzî fiil, mebni bil-feth; fâili müstetir (هو); الْإِنسَانَ mef'ûlün bih, mansub (fetha); مِنْ عَلَقٍ câr-mecrûr, hâl ya da müteallak fil-fiil.

يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ — Mâide 5:54 — "Allah onları sever, onlar da Allah'ı severler." İ'râb: يُحِبُّهُمْ muzâri' fiil, marfu' (damme); fâili müstetir (هو = Allah); هُمْ muttasıl zamir mef'ûlün bih. يُحِبُّونَهُ muzâri' fiil, vav fâil (esnâu'l-hamse kuralıyla ref' alâmeti vav); هُ mef'ûlün bih.

اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ — Alak 96:1 — "Yaratan Rabbinin adıyla oku!" İ'râb: اقْرَأْ emir fiil, mebni bil-sükûn, fâili müstetir (أنت); بِاسْمِ câr-mecrûr, fiille müteallak; رَبِّكَ muzâf, mecrur; الَّذِي ismi mevsul, sıfat; خَلَقَ sılatu'l-mevsul cümlesinde mâzî fiil.

Notlar

  • El-Galâyînî, Câmiu'd-Dürûs'ta muzâri'nin ref', nasb ve cezm hâllerini "amelu'l-avâmil fi'l-fi'li'l-mudâri'" başlığı altında ayrıntılı ele alır.
  • İbn Mâlik'in Elfiyyesi'nde mâzî ile emrin mebnî, muzâri'nin ise aslen mu'reb (i'râba giren) olduğu ilkesi temel bir kural olarak vurgulanır.
  • Fiil kiplerini doğru tanımak, Kur'an'da anlam nüanslarını (örneğin kesin geçmişi muzâri' görünümüyle ifade eden hikâye üslubu) kavramak için vazgeçilmezdir.
Kaynak: Tek Kaynak Arapça gramer verisi. Eğitim ve araştırma amaçlıdır.
Munsarif ve gayr-ı munsarif
Munsarif isim Memnû' mine's-sarf