İnne ve kardeşlerinin haberi
خبر إنّ وأخواتها
İnne ve kardeşlerinin haberi (خبر إنَّ وأخواتها), bu edatların ismine nispetle ref' alarak mübtedânın haberinin yerini tutan unsurdur; ismi mensûb, haberi merfû olan bu yapıda haber, ismin niteliğini veya durumunu bildiren temel kurucu öğedir.
İnne ve kardeşleri (إنَّ، أنَّ، كأنَّ، لكنَّ، لَيْتَ، لَعَلَّ) mübtedâyı mensûb yaparak isim, haberini ise aslî konumunda merfû bırakır. Bu edatlardan sonra gelen haber, ismin ne olduğunu ya da ne durumda olduğunu bildirir ve i'râb bakımından ref' konumundadır; bu sebeple merfûât bölümünde incelenir.
Türleri ve Kuralları
- Müfred haber: Tek bir isim veya türevinden oluşur. إنَّ زيدًا عالِمٌ — "Zeid gerçekten âlimdir." Haber عالِمٌ merfûdur.
- Cümle haber (isim veya fiil cümlesi): Haber, tam bir cümleden oluşur; bu durumda cümle, içinde râbıt (zamiri) barındırmalıdır. إنَّ الله يَرْزُقُ مَن يَشَاءُ — Haber, يَرْزُقُ مَن يَشَاءُ fiil cümlesidir.
- Şibh-i cümle haber (câr-mecrûr veya zarf): Haber bir câr-mecrûr ya da zarftan oluşur; bu durumda haber aslında mahzûf bir müfrede dayalıdır. إنَّ اللهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ örneğinde ise câr-mecrûr sıfat görevindedir; ancak إنَّ اللهَ مَعَنَا gibi örneklerde مَعَنَا zarf haber olup takdirî müfred (مَوجودٌ) mahzûftur.
- Haberin öne geçmesi: Eğer haber câr-mecrûr ya da zarfsa isimden önce gelebilir. إنَّ فِي ذَلِكَ لَعِبْرَةً — Haber فِي ذَلِكَ, isim ise لَعِبْرَةً mensûbdur.
- Lâm-ı müzahle (lâm-ı ibtidâ): İnne'nin haberi, pekiştirme lâmı (لَـ) ile desteklenebilir; bu lâm haberin merfû oluşunu değiştirmez.
Kur'an'dan Örnekler
إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ (el-Bakara 2:173) — "Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." İ'râb: إنَّ nâsıh edattır. اللَّهَ innenin ismi, mansûb. غَفُورٌ innenin haberi, merfû; رَّحِيمٌ ikinci haber ya da غَفُورٌ'un sıfatı, merfû.
إِنَّ اللَّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ (el-Bakara 2:20) — "Şüphesiz Allah her şeye hakkıyla gücü yetendir." İ'râb: اللَّهَ innenin ismi, mansûb. قَدِيرٌ innenin haberi, merfû. عَلَى كُلِّ شَيْءٍ câr-mecrûr, قَدِيرٌ'e müteallık.
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّأُولِي الْأَبْصَارِ (Âl-i İmrân 3:13) — "Şüphesiz bunda basiret sahipleri için gerçekten bir ibret vardır." İ'râb: فِي ذَٰلِكَ câr-mecrûr, innenin haberi olup takdimen gelmiş (mahzûf كائنٌ'e müteallık). لَعِبْرَةً innenin ismi, mansûb; başındaki لَـ lâm-ı müzahle (pekiştirme lâmı).
إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ (en-Nahl 16:90) — "Şüphesiz Allah adaleti, iyilik yapmayı emreder." İ'râb: اللَّهَ innenin ismi, mansûb. يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ fiil cümlesi innenin haberi konumunda, mahallen merfû; fâil gizli (هو) olup اللَّه'e râcîdir.
Notlar
- Haber, ister müfred ister cümle ister şibh-i cümle olsun, i'râben daima merfû sayılır; cümle ya da şibh-i cümle olduğunda ref' mahallîdir.
- لَيْتَ ve لَعَلَّ edatlarının haberi de aynı kurala tabidir; ancak لَيْتَ'in bazen isim cümlesi kurmayıp haber almadığı özel kullanımlar mevcuttur.
- Haberin isimden önce gelmesi (takdîm) yalnızca câr-mecrûr ve zarf haberinde caizdir; müfred ve cümle haber kural olarak ismin ardından gelir.