Ma'rife ve nekre
المعرفة والنكرة
Ma'rife, belirli bir varlığa ya da kavrama işaret eden isim; nekre ise belirsiz, genel bir varlığa delâlet eden isimdir. Arapçada bu ayrım, kelimenin anlam yükünü ve cümledeki sözdizimsel işlevini doğrudan belirler.
Arapça isimler anlam açısından ikiye ayrılır: nekre (النكرة), herhangi bir cinsten belirsiz bir varlığı ifade eden isim; ma'rife (المعرفة) ise belirli, muayyen bir varlığa işaret eden isimdir. Nekre genellikle tenvinli gelir (كِتَابٌ، رَجُلٌ), ma'rife ise çeşitli araçlarla belirlilik kazanır. El-Galâyînî'ye göre ma'rifelerin en güçlüsü özel isimler, en yaygını ise ال takısı alanlar; nekrenin asıl belirteci ise tenvinden yoksun bırakılmaksızın kullanılmasıdır.
Ma'rifenin Türleri
- Özel isim (العَلَم): Belirli bir varlığa özgü ad. مُحَمَّدٌ، مَكَّةُ
- Zamirler (الضَّمَائِر): أَنَا، هُوَ، هُمْ gibi konuşanı, muhatabı veya gıyabı gösteren isimler.
- İşaret isimleri (أَسْمَاءُ الإِشَارَةِ): هَذَا، تِلْكَ، أُولَئِكَ
- Mevsul isimler (الأَسْمَاءُ الْمَوْصُولَة): الَّذِي، الَّتِي، الَّذِينَ
- ال takısı alanlar (المُعَرَّف بِالـ): الرَّجُلُ، الكِتَابُ
- Muzâf (المُضَاف) olan isimler: Ma'rife bir isme izâfet yoluyla belirlilik kazananlar. كِتَابُ الطَّالِبِ
- Nidâda muayyen olanlar (المُنَادَى الْمَقْصُود): Belirli bir kişiye seslenişte kullanılan isimler.
Nekre ile Ma'rife Arasındaki Temel Farklar
- Nekre tenvini kabul eder; ma'rife genellikle tenvin almaz.
- Mübtedânın ma'rife olması asıldır; nekre mübtedâ olabilmek için faydayı tamamlayan bir kayıt (sıfat, câr-mecrûr vb.) gerektirir.
- Haber çoğunlukla nekre gelir; mübtedâ ma'rife, haber nekre olunca cümle en doğal biçimini alır: اللهُ رَبٌّ
- İbn Mâlik, Elfiyye'de mübtedânın ma'rife olmasını şart koşar ve nekrenin mübtedâ olabilmesi için "tahsîs" (özelleştirme) ister.
Kur'an'dan Örnekler
الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ — Fâtiha 1:2 — "Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur." İ'râb: الْحَمْدُ ال takısıyla ma'rife, mübtedâ, ref' üzere merfû. لِلَّهِ câr-mecrûr, mahzûf haberin yerinde. رَبِّ اللَّهِ'ye sıfat ya da bedel, ma'rifeye izâfet yoluyla ma'rife, mecrûr.
وَجَاءَ رَجُلٌ مِنْ أَقْصَى الْمَدِينَةِ — Kasas 28:20 — "Şehrin uzak köşesinden bir adam geldi." İ'râb: رَجُلٌ tenvini ve belirsizliğiyle nekre, fâil, ref' üzere merfû. Bir kişinin belirsizliği vurgulandığından nekre tercih edilmiştir.
إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ — Bakara 2:277 — "İman edip salih amel işleyenler…" İ'râb: الَّذِينَ mevsul isim olarak ma'rife, إِنَّ'nin ismi, nasb üzere mansûb. Belirli bir topluluğa işaret ettiği için mevsul isim kullanılmış ve ma'rife olmuştur.
هَذَا بَيَانٌ لِلنَّاسِ — Âl-i İmrân 3:138 — "Bu, insanlar için bir açıklamadır." İ'râb: هَذَا işaret ismi olarak ma'rife, mübtedâ, ref' üzere merfû. بَيَانٌ tenvinli nekre, haber, ref' üzere merfû. Mübtedânın ma'rife, haberin nekre gelmesi klasik kurala uygundur.
Notlar
- Ma'rifenin derecesi belirlilik gücüne göre sıralanır: zamirler en güçlüsü, ال alanlar ise daha aşağıdadır.
- Nekre ile başlayan bir cümle (nekre mübtedâ) anlam kayması yaratabilir; bu yüzden Kur'an'da nekre mübtedâlar çoğunlukla sıfat veya câr-mecrûr ile kayıtlanmıştır.
- Muzâf, muzâfun ileyhin ma'rifeliğini alır; كِتَابُ اللهِ tamlamasında كِتَابُ izâfet yoluyla ma'rife olmuştur.