Nefy edatları
أدوات النفي
Nefy edatları, Arapçada bir cümlenin ya da yargının olumsuzluğunu bildiren harf ve edatlardır; kullanılan edatın türüne göre isim cümlesi, fiil cümlesi veya belirli bir zaman dilimi olumsuzlanır ve cümlenin i'râbı büyük ölçüde bu edatın özelliğine göre şekillenir.
Arapçada olumsuzluk, nefy edatları (أدوات النفي) aracılığıyla sağlanır. Bu edatlar; olumsuzladıkları cümlenin türüne (isim/fiil), zamanına (mâzî/muzâri/gelecek) ve anlamsal inceliklerine göre farklılaşır. Başlıca nefy edatları şunlardır: لا، لَنْ، لَمْ، لَمَّا، مَا، لَيْسَ، إِنْ.
Türleri ve Kuralları
- لا (lâ): Muzâri fiili merfû bırakarak şimdiki/geniş zamanı olumsuzlar (nefiy lâ'sı). İsim cümlesini olumsuzlarken "lâ-i nâfiye li'l-cins" işleviyle de kullanılır; bu durumda ismi mansûb yapar (haberinin mahzuf veya melfûz olmasına göre amel eder).
- لَنْ (len): Muzâri fiili nasb ederek geleceği kesin biçimde olumsuzlar.
- لَمْ (lem): Muzâri fiili cezm ederek geçmiş zamanı olumsuzlar; fiilin anlamını mâzîye çevirir.
- لَمَّا (lemmâ): لَمْ gibi muzâri fiili cezm eder; olumsuzluğun konuşma anına dek sürdüğünü ve beklentinin hâlâ devam ettiğini bildirir.
- مَا (mâ): Hem fiil hem isim cümlesini olumsuzlar. Hicaz lehçesinde (Kur'an'daki kullanımıyla mâ el-Hicâziyye) "leyse" gibi amel ederek ismi merfû, haberi mansûb yapar.
- لَيْسَ (leyse): Nâkıs fiil olup isim cümlesini olumsuzlar; ismi merfû (ismu leyse), haberi mansûb (haberu leyse) yapar.
- إِنْ (in): Nadir kullanılan hafif bir nefy edatıdır; genellikle إِلَّا ile birlikte gelir ve cümleye hasr/istisna anlamı katar.
Kur'an'dan Örnekler
لَنْ تَنَالُوا الْبِرَّ حَتَّىٰ تُنْفِقُوا مِمَّا تُحِبُّونَ (Âl-i İmrân 3:92) — "Sevdiklerinizden harcamadıkça iyiliğe (gerçek erdeme) asla ulaşamazsınız." İ'râb: لَنْ nefy ve nasb harfi; تَنَالُوا muzâri fiil, لَنْ ile mansûb, alameti نون'un hazfedilmesidir; الْبِرَّ mef'ûlün bih, mansûb.
لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ (İhlâs 112:3) — "O, doğurmadı ve doğurulmadı." İ'râb: لَمْ nefy ve cezm harfi; يَلِدْ muzâri fiil, لَمْ ile meczûm, alameti sükûndur; fâili müstetir (هو); يُولَدْ da aynı şekilde meczûm, meçhul (mebni li'l-meçhûl) muzâri.
مَا هَٰذَا بَشَرًا (Yûsuf 12:31) — "Bu bir insan değil!" İ'râb: مَا Hicâziyye olup "leyse" gibi amel etmiş; هَٰذَا ismu mâ, merfû (mahallen); بَشَرًا haberu mâ, mansûb.
لَيْسَ الْبِرَّ أَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ (Bakara 2:177) — "İyilik, yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz değildir." İ'râb: لَيْسَ nâkıs fiil; haberi الْبِرَّ öne alınmış, mansûb; ismi ise أَنْ تُوَلُّوا masdar te'vilindeki müevvel masdar olup merfûdur (haberin takdim-ismin tehir edilmesi câizdir).
Notlar
- El-Galâyînî, nefy edatlarını Câmiu'd-Dürûs'ta fiil cümlesi nefyi ve isim cümlesi nefyi olarak iki ana başlık altında inceler; amel bakımından harf-fiil ayrımına dikkat çeker.
- لا nâfiyenin "lâ-i nâfiye li'l-cins"ten ayrımı sözdizimsel bağlama göre belirlenir: ismin nekre ve sınıf bildirip bildirmediğine bakılır.
- Kur'an kıraatlerinde مَا'nın Temîm lehçesine göre (amelsiz) kullanımı da görülür; bu durumda haber mansûb değil merfû kalır.