İsm-i mef'ûl
اسم المفعول
İsm-i mef'ûl, bir fiilin kendisine yapıldığı ya da üzerinde gerçekleştiği özneyi (mef'ûlü) ifade eden türemiş isimdir; Türkçede "edilen, -ılan/-ilen" eki almış sıfat-fiil yapısına karşılık gelir.
İsm-i mef'ûl (اسمُ المفعول), bir fiilin anlamının kendisine yöneldiği, yani fiilin konusu olan varlığı niteleyen türemiş bir isimdir. Sözlük terimindeki mef'ûl (yapılan, edilen) kökünden hareketle bu tür isimlere denir. İsm-i fâilin zıddı olan bu yapı, fâilin değil, fiilin etkilediği öğenin vasfını bildirir.
Türleri ve Yapım Kuralları
- Sülâsî (üç harfli) fiillerden: مَفْعُول vezninde yapılır. Birinci harf mîm önek alır, üçüncü harften sonra vâv gelir. Örnek: كَتَبَ → مَكْتُوب (yazılmış), عَلِمَ → مَعْلُوم (bilinen).
- Ecvef (orta harfi illet olan) fiillerde: İllet harfi hazfedilir ve telafi olarak dördüncü harfe damme gelir. Örnek: قَالَ → مَقُول, بَاعَ → مَبِيع (asıl: مَبْيُوع).
- Mazîd (dört ve daha fazla harfli) fiillerden: Fiilin mechûl muzâri' (edilgen geniş zaman) formu alınır; başındaki yâ yerine mîm konur, son önceki harf kesre alır. Örnek: أَكْرَمَ → يُكْرَمُ → مُكْرَم (ikram edilen, saygı gösterilen), اسْتَخْرَجَ → مُسْتَخْرَج (çıkarılan).
- Cinsiyeti: Müzekker için vezin aynen kullanılır; müennes için ة eklenir: مَكْتُوبَة, مُكْرَمَة.
- Çoğulu: Kıyasî cemiler kullanılır; مَفْعُول veznindekiler çoğunlukla مَفَاعِيل (cemʿ-i teksîr) veya مَفْعُولُون / مَفْعُولَات kalıbıyla çoğullanır.
- Sıfat olarak kullanımı: İsm-i mef'ûl, mevsûfuna cinsiyet ve sayıda uyar. Maʿrife-nekre uyumuna tabidir.
- Amel (fiil görevi): İsm-i mef'ûl, kendisinden türediği fiilin anlam koşullarını taşıdığında nâib-i fâil alabilir; bazı bağlamlarda câr-mecrûr ya da zarfla tamamlanır.
Kur'an'dan Örnekler
وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَاءِ — Hûd 11:7 değil; aşağıdaki örnekler tercih edilmiştir:
1. كِتَابٌ مَّكْنُونٌ — el-Vâkıʿa 56:78. Anlamı: "Korunmuş/saklanmış bir kitap." İ'râb: كِتَابٌ mübtedânın haberi veya sıfatı olarak merfûʿ, tenvînli; مَكْنُونٌ sülâsî كَنَّ fiilinin مَفْعُول vezninde ism-i mef'ûlü, كِتَابٌ'ın sıfatı olarak merfûʿ ve tenvînlidir.
2. إِنَّ هَٰذَا الْقُرْآنَ يَهْدِي لِلَّتِي هِيَ أَقْوَمُ — el-İsrâ 17:9; farklı bir örnek için: وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا. Daha doğrudan bir örnek tercih edilmiştir:
2. فِي عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ — el-Hâkka 69:21. Anlamı: "Hoşnut edilmiş/mutlu bir yaşam içinde." İ'râb: رَاضِيَة burada ism-i fâil değil ism-i mef'ûl anlamında kullanılmıştır (anlamı "rıza gösterilen, hoşnut kılınan"); عِيشَةٍ'nin sıfatı olarak mecrûr ve tenvînlidir; câr-mecrûr فِي عِيشَةٍ mahzûf bir habere ya da hâle mütealliktir.
3. وَكَانَ وَعْدُهُ مَأْتِيًّا — Meryem 19:61. Anlamı: "O'nun vaadi (mutlaka) getirilecek/yerine getirilecek olandır." İ'râb: مَأْتِيًّا, sülâsî أَتَى fiilinin مَفْعُول vezninde ism-i mef'ûlüdür (nâkıs fiil olduğundan yâ şeddelenerek yazılmıştır); كَانَ'ın haberi olarak mansûb ve tenvînlidir.
4. إِنَّهُ كَانَ مَسْئُولًا — el-İsrâ 17:34. Anlamı: "Şüphesiz o (söz/ahid) sorumluluğu olan / hesabı sorulacak bir şeydir." İ'râb: مَسْئُولًا, سَأَلَ fiilinin مَفْعُول vezninde ism-i mef'ûlüdür; كَانَ'ın haberi olarak mansûb ve tenvînlidir; zamir هُ ismidir.
Notlar
- İsm-i mef'ûl zaman zaman sıfat görevini aşarak kalıcı isme (câmid) dönüşebilir: مَجْنُون (deli), مَوْضُوع (konu) gibi.
- Sülâsî bazı fiillerde ism-i mef'ûl ile ism-i mekân aynı vezni (مَفْعَل / مَفْعِل) paylaşabilir; bağlam ayırt edicidir.
- El-Galâyînî, ism-i mef'ûlün fiil gibi amel edebilmesi için ya elif-lâm alması ya da nefiy/istifhâm/sıfat bağlamında bulunması gerektiğini vurgular (Câmiʿu'd-Durûs, "ism-i mef'ûl" bahsi).