İnne ve kardeşlerinin ismi
اسم إنّ وأخواتها
İnne ve kardeşleri (إنّ وأخواتها), Arapçada mübtedâ-haber cümlesinin başına gelerek mübtedâyı nasb eden, haberi ise ref' halinde bırakan harfler ya da fiil benzeri kelimelerdir; nasb ettikleri bu mübtedâya "اسم إنّ" (inne'nin ismi) adı verilir ve i'râbı mensûb olur.
İnne'nin ismi (اسم إنّ وأخواتها), bir mübtedâ-haber cümlesinin başına giren inne ve kardeşlerinin (إنّ، أنّ، كأنّ، لكنّ، ليت، لعلّ) doğrudan nasb ettiği unsurdur. Bu harfler cümleye girdiğinde daha önce ref' halinde olan mübtedâ mensûb olur ve artık "اسم إنّ" diye adlandırılır; haber ise ref' halini korur.
Türleri ve Temel Kurallar
- Altı kardeş: إنّ (şüphesiz/gerçekten), أنّ (şüphesiz/ki), كأنّ (sanki), لكنّ (fakat/ancak), ليت (keşke), لعلّ (belki/umulur ki).
- İsmin konumu: Kural olarak bu harflerin hemen ardından gelir; câr-mecrûr veya zarf ile öne alınmış haber, ismin nasb almasına engel değildir.
- İsmin şekli: Müfred, tesniye, cemi, muzâf veya şibh-i muzâf olabilir; müfred bir isim ise fetha alır, müsnâ ise ياء'lı hâle gelir, cemi müzekker sâlim ise ياء ile gelir.
- Zamirin isim olması: İsim, müstakil bir kelime olabileceği gibi muttasıl zamir de olabilir: إنّهُ، إنّكَ، إنّنا gibi.
- İsmin takdimi yasağı: İnne'nin ismi, kural olarak haberin önüne geçirilip bu harfin önüne alınamaz; ancak haber câr-mecrûr ya da zarf ise isim onun önüne geçebilir.
- Elfiyye'nin ifadesi: İbn Mâlik, "هذه الحروف تنصب الاسم وترفع الخبر" diyerek bu harflerin ismi nasb, haberi ref' ettiğini kural olarak ortaya koymuştur.
Kur'an'dan Örnekler
إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ — Bakara 2:173 — "Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." İ'râb: إنّ te'kid harfi, müşeddede ve nasb edici; اللَّهَ inne'nin ismi, mensûb, fethalı; غَفُورٌ inne'nin haberi, merfû, dammeli; رَّحِيمٌ ikinci haber veya haberden sıfat, merfû.
إِنَّ الْإِنسَانَ لَفِي خُسْرٍ — Asr 103:2 — "Gerçek şu ki insan ziyan içindedir." İ'râb: إنّ harfu't-te'kid ve'n-nasb; الْإِنسَانَ inne'nin ismi, mensûb, fethalı; لَفِي خُسْرٍ lâm-ı müzehlike ile güçlendirilmiş câr-mecrûr, inne'nin haberi, mahallen merfû.
لَيْتَ قَوْمِي يَعْلَمُونَ — Yâsîn 36:26 — "Keşke kavmim bilseydi." İ'râb: لَيْتَ temennî harfi, inne'nin kardeşlerinden; قَوْمِي ليت'in ismi, mensûb, takdirî fetha ile (muzâf olduğu için sonu yâ'ya izâfe edilmiş); يَعْلَمُونَ ليت'in haberi, merfû, fiil cümlesi.
كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ — Hâkka 69:7 — "Sanki onlar kökü kurumuş hurma kütükleriydiler." İ'râb: كَأَنَّ teşbih harfi, inne'nin kardeşlerinden; هُمْ muttasıl zamir, كأنّ'nin ismi, mahallen mensûb; أَعْجَازُ كأنّ'nin haberi, merfû, muzâf.
Notlar
- El-Galâyînî, Câmiu'd-Dürûs'ta bu harflerin "fiil gibi amel ettiğini" ve ismi mef'ûl gibi nasb ettiğini açıkça belirtir.
- أنّ ile başlayan yapı çoğunlukla bir cümlede fâil, mef'ûl veya mübtedâ konumunda masdar tevili yapılarak yorumlanır; bu nedenle أنّ'nin ismi ve haberi birlikte "te'vil-i masdar" oluşturur.
- İnne'nin ismi ile haberi arasına yalnızca câr-mecrûr, zarf veya mef'ûl gibi fasıla unsurları girebilir; yabancı bir cümle girmesi ise genellikle câiz görülmez.