Arapça Gramer › Sarf › Sarf olayları (tasrîfî değişimler)

Kalb-i mekânî

القلب المكاني

Kalb-i mekânî, bir kelimedeki iki harfin yerinin birbiriyle değiştirilmesi suretiyle yeni bir kelime veya farklı bir morfolojik yapı oluşturulması olayıdır. Bu sarf hadisesi çoğunlukla ses uyumu, telaffuz kolaylığı veya belirli kalıpların türetilmesi amacıyla gerçekleşir.

Kalb-i mekânî (القلب المكاني), bir kelimedeki iki harfin özgün sırasını korumak yerine yerlerinin birbirleriyle değiştirilmesi işlemidir. Arap dil bilginleri bu olayı tasrîf ilminin konuları arasında ele alır; zira kelimeyi oluşturan harflerin dizilişi değişmekte, ancak kökün aynı harflerini barındıran yeni bir telaffuz biçimi ortaya çıkmaktadır. Sîbeveyhi ve el-Galâyînî başta olmak üzere klasik dilciler, bu tür dönüşümlerin kıyasî (kurallı) değil semâî (işitmeye dayalı, naklî) olduğunu vurgular; yani her sözcük için kalb uygulanamaz, yalnızca Arapların kullandığı şekliyle sabit olan örnekler geçerlidir.

Türleri ve Temel Kuralları

  • Hemze-vav/yâ kalbı: Kurallı hemze dönüşümlerinin ötesinde, bazen و veya ي ile hemze yer değiştirir. Örneğin أَيِسَ (ümitsiz kalmak) kökü ile يَئِسَ aynı anlamdadır; birinde أ önde iken diğerinde ي öne geçmiştir.
  • Vav-yâ kalbı: Fiil ve isim kalıplarında و ile ي yer değiştirebilir. أَيِسَ / أَوِسَ örneğinde olduğu gibi aynı kökün iki farklı diyalekt biçimi bu yolla açıklanır.
  • Aslî harf kalbı (nadir türler): Daha seyrek olmakla birlikte, birbirine yakın mahrece sahip iki aslî harfin yer değiştirdiği örnekler de mevcuttur; جَذَبَ / جَبَذَ (çekmek) çifti buna klasik bir örnektir.
  • Semâî oluşu: Kalb-i mekânî kıyasla üretilemez; hangi kelimelerde geçerli olduğu yalnızca Arap kullanımından (isti'mâl) tespit edilir. Bu sebeple dilciler her kalb örneğini ayrıca nakleder.
  • İ'lâl ile ilişkisi: Kalb-i mekânî zaman zaman i'lâl (illet harfi dönüşümü) işlemlerinden önce uygulanır; çünkü harflerin yeni sıralanışına göre i'lâl kuralları devreye girer.

Kur'an'dan Örnekler

إِنَّهُمْ يَرَوْنَهُ بَعِيدًا ۝ وَنَرَىٰهُ قَرِيبًا — el-Meâric 70:6-7. Türkçe anlamı: "Onlar onu uzak görürler; biz ise onu yakın görürüz." İ'râb: يَرَوْنَهُ fiilinin kökü ر-أ-ي'dir. Muzâri çekimde hemze düşmüş, يَرْأَى biçiminden önce hemzenin harekesi önceki harfe nakledilmiş, ardından illet harfi olan ي vavlı cemde erime yaşamıştır. Klasik dilcilerin bir kısmı bu süreçte kalb-i mekânîye başvurarak أ ile ي'nin yer değiştirmesini açıklar; يَرَوْنَ merfû muzâri, vav fâil, nûn ref alâmeti, hâ mef'ûl bih.

أَفَلَمْ يَيْأَسِ الَّذِينَ آمَنُوا — er-Ra'd 13:31. Türkçe anlamı: "İman edenler hâlâ ümitsizliğe düşmediler mi / anlamadılar mı?" İ'râb: يَيْأَسَ fiilinin kökü ي-أ-س'tir; bu kök, daha yaygın olan أَيِسَ (أ-ي-س kökü) ile anlam bakımından özdeştir ve dilciler ikisini kalb-i mekânî ilişkisi içinde değerlendirir. يَيْأَسِ meczûm muzâri (لَمْ ile); الَّذِينَ fâil, mevsûl isim, merfû.

وَلَا تَيْأَسُوا مِن رَّوْحِ اللَّهِ — Yûsuf 12:87. Türkçe anlamı: "Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin." İ'râb: تَيْأَسُوا nehiy üslubunda meczûm muzâri; vav fâil zamiri, merfû. مِن رَّوْحِ اللَّهِ câr-mecrûr terkibi, fiile müteallık. Bu ayette kök ي-أ-س olup yukarıdaki kalb-i mekânî örneğiyle (أَيِسَ ~ يَئِسَ) paralel biçimde incelenir.

Notlar

  • Kalb-i mekânî, i'lâl ve ibdâlden ayrı bir kavramdır: İ'lâlde illet harfi başka bir illet harfine dönüşür; ibdâlde bir harf tamamen farklı bir harfle değiştirilir; kalb-i mekânîde ise aynı harfler korunur, yalnızca yerleri değişir.
  • İbn Mâlik, Elfiyye'sinde kalb-i mekânîyi i'lâl bölümünde işlerken el-Galâyînî Câmiu'd-Dürûs'ta konuyu müstakil bir sarf hadisesi olarak ele alır.
  • Kur'an kıraatlerinde bazı kıraat varyantları kalb-i mekânîyle açıklanmış olmakla birlikte kıraat tercihleri kıyasa değil rivayete dayandığından bu açıklamalar tartışmalıdır.
Kaynak: Tek Kaynak Arapça gramer verisi. Eğitim ve araştırma amaçlıdır.
Munsarif ve gayr-ı munsarif
Munsarif isim Memnû' mine's-sarf