Arapça Gramer › Sarf › İsmin halleri

Maksûr, menkûs ve memdûd

المقصور والمنقوص والممدود

Maksûr, menkûs ve memdûd; sonunda belirli harfler bulunan ve bu nedenle tesniye, çoğul yapımı ile i'râb alımında özel kurallara tabi olan üç isim türüdür. Maksûr elif-i lâzıme ile biten, menkûs ise sükûnlu ya ile biten isimlere verilen adlar olup memdûd hemzeli elif (ـاء) ile biten isimleri kapsar.

Maksûr (المقصور), sonunda telaffuzu uzun olan ve önündeki harf fetha olan elif-i lâzıme bulunan isimdir; örn. الهُدَى، الفَتَى. Menkûs (المنقوص), sonunda önü kesreli sükûnlu bir ya (يٌ) bulunan ve bu ya'nın aslî olduğu isimdir; örn. القَاضِي، الدَّاعِي. Memdûd (الممدود) ise sonunda hemzeden önce gelen bir med elifleri bulunan, yani ـاء kalıbında biten isimdir; örn. السَّمَاء، الدُّعَاء.

Türleri ve Kuralları

  • Maksûr'un i'râbı: Sonundaki elif sabit kalır; ref', nasb ve cer için ayrı harekeleri yoktur; harekelerin tamamı takdîrî (mukadder) sayılır. Örn. جَاءَ الهُدَى (رفع تقديري) / رَأَيْتُ الهُدَى (نصب تقديري) / بِالهُدَى (جر تقديري).
  • Menkûs'un i'râbı: Ref' ve cer halleri takdîrî olarak kabul edilir (ya harfi küçük geldiğinden hareke yazılmaz); nasb halinde ise ya harfi üzerine fetha açıkça belirtilir: رَأَيْتُ القَاضِيَ.
  • Memdûd'un i'râbı: Sonundaki hemze sabit kalır; üç hâlin harekeleri hemze üzerine açıkça yazılır: جَاءَتِ السَّمَاءُ / رَأَيْتُ السَّمَاءَ / فِي السَّمَاءِ.
  • Tesniyede: Maksûr'un elifinin yerine ya gelir (الفَتَيَان); menkûs'un ya'sı sabit kalır (القَاضِيَان); memdûd'un hemzesi vav'a çevrilir (سَمَاوَان) ya da olduğu gibi kalabilir.
  • Memdûd'da hemze meselesi: Hemze aslî ise kesinlikle korunur (قَرَّاء); fazladan (zâid) ise tesniyede vav'a çevrilir; tâ'nîs hemzesi ise vav ya da ya'ya çevrilebilir.

Kur'an'dan Örnekler

ذَٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَ ۛ فِيهِ ۛ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ — (el-Bakara 2:2) "O kitapta şüphe yoktur; takvâ sahipleri için bir yol göstericidir." İ'râb: هُدًى maksûr bir isim; nekre hâlinde ref' mahallindedir (haber ya da mübtedânın sıfatı); tenvin ile gelmiş olup elif üzerindeki damme takdîrîdir.

وَإِذَا دَعَا الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ — (el-Kamer 54:10 kıyasla; asıl örnek: el-Bakara 2:186) يُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ "Dua ettiğinde çağıranın duasını kabul eder." İ'râb: الدَّاعِ menkûs bir isim; دَعْوَةَ kelimesine muzâf olup cer mahallindedir; cer alâmeti olan kesra, ya üzerine takdîrî olarak kabul edilir, lafzen ya harfi hazfedilmiştir.

أَلَمْ تَرَ كَيْفَ خَلَقَ اللَّهُ سَبْعَ سَمَاوَاتٍ طِبَاقًا — (Nûh 71:15) "Allah'ın yedi göğü birbiri üstüne nasıl yarattığını görmez misin?" İ'râb: سَمَاوَاتٍ memdûd isim olan سَمَاء kelimesinin cemi müennes sâlimidir; سَبْعَ'nin muzâfun ileyhi olarak cer mahallinde bulunur ve ceri kesra ile açıkça belli olur.

Notlar

  • Maksûr ve menkûs isimler i'râb yönünden zâhirî alâmet taşımayan (takdîrî i'râb) isimler sınıfındadır; bu durum onları öğrenimde dikkat gerektiren bir kategori hâline getirir.
  • el-Galâyînî, Câmiu'd-Dürûs'te maksûru "alâmetu'l-i'râb fîhi mukaddera kulluhâ" şeklinde tarif ederek menkûstan ayırır: menkûsta yalnız ref' ve cer takdîrî, nasb ise zâhirîdir.
  • İbn Mâlik Elfiyye'sinde bu üç türü i'râb alâmetlerinin nerede açık, nerede gizli olduğu ilkesiyle düzenler ve öğrencinin önce bu ayrımı kavraması gerektiğini vurgular.
Kaynak: Tek Kaynak Arapça gramer verisi. Eğitim ve araştırma amaçlıdır.
Munsarif ve gayr-ı munsarif
Munsarif isim Memnû' mine's-sarf