İsm-i zaman ve ism-i mekân
اسما الزمان والمكان
İsm-i zaman ve ism-i mekân, bir fiilin gerçekleştiği zamanı veya yeri bildiren türemiş isimlerdir; sülâsî fiillerden genellikle مَفْعَل/مَفْعِل kalıplarıyla, mezîd fiillerden ise ism-i mefûl kalıbıyla yapılır.
İsm-i zaman (اسم الزمان) bir eylemin ne zaman, ism-i mekân (اسم المekân — اسم المكان) ise nerede gerçekleştiğini gösteren türemiş isimlerdir. Her iki tür söz diziminde aynı sîgayı (kalıbı) paylaşır; aralarındaki fark yalnızca anlamsal bağlama göredir.
Türleri ve Yapım Kuralları
- Sülâsî sahîh ayn-ı fiilden: Muzâri' ayn-ı meftûh veya meksûr olan fiillerde kural farklılaşır. Ayn-ı muzâri' meftûh (kesra almayan) ise kalıp مَفْعَل (mef'al), meksûr ise مَفْعِل (mef'il) olur. Örnek: جَلَسَ ← مَجْلَس (oturma yeri/zamanı); نَزَلَ ← مَنْزِل (iniş yeri).
- Sülâsî misal (vâv ile başlayan) fiillerde: Fâ harfi düşer, kalıp yine مَفْعِل olur: وَعَدَ ← مَوْعِد (buluşma yeri/zamanı).
- Sülâsî nâkıs (vâv/yâ ile biten) fiillerde: Kalıp مَفْعًى biçimini alır: رَجَا ← مَرْجًى / سَعَى ← مَسْعًى.
- Mezîd (dörtlü ve beşli türevler) fiillerde: İsm-i zaman ve ism-i mekân, ism-i mefûl (اسم المفعول) ile tamamen aynı kalıbı paylaşır; siyak (bağlam) hangi anlama geldiğini belirler. Örnek: أَكْرَمَ ← مُكْرَم (ikrâm edilen kişi / ikrâm edilen yer-zaman).
- İstisnâlar (semâî kalıplar): Bazı isimler kıyas dışı gelir ve ezberle öğrenilir: مَطْلِع، مَشْرِق، مَغْرِب، مَسْجِد، مَطْبَخ gibi.
Kur'an'dan Örnekler
سَلَامٌ هِيَ حَتَّىٰ مَطْلَعِ الْفَجْرِ — Kadr 97:5 — "O (gece), fecrin doğuşuna kadar bir selâmdır." İ'râb: مَطْلَعِ ism-i mekân/zaman; حَتَّى'nın câr harfiyle mecrûr, الْفَجْرِ'ye muzâf. "Doğuş yeri/zamanı" anlamında her iki değer de mümkündür; siyaktan zaman anlamı öne çıkar.
وَمِنَ اللَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَأَدْبَارَ السُّجُودِ — Kaf 50:40. Başka bir örnek için bkz. aşağıdaki âyet: إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِّلْعَالَمِينَ — Âl-i İmrân 3:96 — "İnsanlar için kurulan ilk ev, elbette Bekke'dekidir; mübarektir ve âlemlere hidâyettir." İ'râb: بَيْتٍ ism-i mekân olarak burada lügavî anlamıyla kullanılmıştır (kalıbı فَعْل ← بَاتَ; semâî); أَوَّلَ'in muzâfun ileyhi olup mecrûrdur.
وَإِلَىٰ رَبِّكَ الْمُنتَهَىٰ — Necm 53:42 — "Ve son varış ancak Rabbinedir." İ'râb: الْمُنتَهَىٰ, اِنْتَهَى (ifti'âl babı, nâkıs) fiilinden ism-i mekân; kalıbı مُفْتَعَل — mezîd olduğu için ism-i mefûl kalıbıyla aynıdır. Cümlede mübtedâ, وَإِلَىٰ رَبِّكَ câr-mecrûru haber konumundadır (takdim-tehir ile).
وَمَا كَانَ اسْتِغْفَارُ إِبْرَاهِيمَ لِأَبِيهِ إِلَّا عَن مَّوْعِدَةٍ وَعَدَهَا إِيَّاهُ — Tevbe 9:114 — "İbrâhim'in babası için bağışlanma dilemesi, yalnızca ona verdiği bir söz nedeniyledir." İ'râb: مَوْعِدَةٍ, وَعَدَ (misal fiil, vâv düşer) fiilinden ism-i zaman/mekân tâ-i merbûtalı müennesi; عَن harf-i ceriyle mecrûr.
Notlar
- İsm-i zaman ile ism-i mekânın sîgası aynı olduğundan Arap gramer geleneğinde ikisi çoğunlukla tek başlık altında (اسما الزمان والمكان) incelenir.
- Bir kelimenin ism-i mekân mı, ism-i zaman mı yoksa ism-i mefûl mu olduğu yalnızca cümle içi bağlamla (siyak) anlaşılır; bu durum mezîd fiil türevlerinde özellikle dikkat gerektirir.
- El-Galâyînî, Câmiu'd-Dürûs'ta sülâsî ayn-ı fiilin harekesini belirleyici esas olarak gösterirken İbn Mâlik Elfiyye'sinde (وَاجْعَلْ لِمَفْعَلٍ مِنَ الْفِعْلِ الأَشَدّ…) ayn-ı muzâriî esas alır.