Şart edatları
أدوات الشرط
Şart edatları (أدوات الشرط), Arapçada iki cümleyi birbirine bağlayan, birincisinin (şart cümlesi) gerçekleşmesini ikincisinin (cevap/ceza cümlesi) gerçekleşmesine koşul olarak bağlayan kelimelerdir; bu edatlar cezm edici (câzime) ve cezm etmeyen (gayr-i câzime) olmak üzere ikiye ayrılır.
Şart edatları (أدوات الشرط), bir fiilin veya durumun gerçekleşmesini başka bir fiilin ya da durumun gerçekleşmesine bağlayan edatlardır. Kendilerinden sonra iki cümle gelir: birincisi şart cümlesi (جملة الشرط / فعل الشرط), ikincisi ise cevap/ceza cümlesi (جواب الشرط / جزاء الشرط). Cezm edici edatlar muzâri fiili meczum (sükûnlu veya çekimli) yapar; gayr-i câzimeler ise fiili kendi yapısında bırakır.
Türleri ve Kuralları
- Cezm Edici Şart Edatları (أدوات الشرط الجازمة): Hem şart fiilini hem cevap fiilini meczum yapar.
- إِنْ – Temel ve en yaygın şart edatı; "eğer" anlamında.
- مَنْ – Akıllı varlıklar için; "kim" anlamında, hem şart hem de cevap cümlesinde zamir olarak işlev görür.
- مَا – Akılsız varlıklar/kavramlar için; "ne, her ne" anlamında.
- مَهْمَا – Akılsız varlıklar için pekiştirmeli; "her ne zaman, her ne olursa" anlamında.
- أَيٌّ – "Hangi, her hangi biri" anlamında; muzâf olarak kullanılır.
- مَتَى – Zaman için; "ne zaman".
- أَيْنَ / أَيْنَمَا – Mekân için; "nerede, nereye".
- إِذْمَا – Zaman için, yalnızca meczum yapar; nadir kullanım.
- كَيْفَمَا – Hal için; "nasıl olursa".
- حَيْثُمَا – Mekân için; "her nerede".
- Gayr-i Câzime Şart Edatları (أدوات الشرط غير الجازمة): Fiili cezm etmez; genellikle mâzi fiil ya da isim cümlesiyle kullanılır.
- لَوْ – Geçmişte gerçekleşmemiş (imkânsız/zorlu) bir koşul; "keşke, eğer olsaydı".
- لَوْلَا – İmtina şartı; "olmasaydı, olmasa".
- لَمَّا – Şartiyye; "her ne zaman, -ınca/-ince" (mâzi fiil alır).
- كُلَّمَا – Tekrar ifade eden şart; "her ne zaman, her defasında".
- إِذَا – Geleceğe dair beklenen koşul; "ne zaman, -dığında"; zâhirde fiili cezm etmez, ancak cevap cümlesi bazen meczum gelebilir.
- Şart cevabı olumsuz bir fiil veya isim cümlesi olduğunda başına cevap fâ'sı (فاء الجواب) getirilmesi zorunludur.
- إِنْ edatı özellikle iki mâzi fiille kullanıldığında anlam gelecek zaman ifade eder; bu Arapçanın temel özelliklerinden biridir.
Kur'an'dan Örnekler
إِنْ تَنْصُرُوا اللَّهَ يَنْصُرْكُمْ (Muhammed 47:7) — "Eğer Allah'a yardım ederseniz, O da size yardım eder." İ'râb: إِنْ cezm edici şart edatı; تَنْصُرُوا şart fiili, meczum, alâmeti nûnun hazfi; يَنْصُرْكُمْ cevap (ceza) fiili, meczum, alâmeti sükûn; اللَّهَ mef'ûlün bih, mansûb.
مَنْ يَعْمَلْ سُوءًا يُجْزَ بِهِ (Nisâ 4:123) — "Kim kötülük yaparsa onunla cezalandırılır." İ'râb: مَنْ cezm edici şart edatı, mübtedâ konumunda; يَعْمَلْ şart fiili, meczum; سُوءًا mef'ûlün bih, mansûb; يُجْزَ cevap fiili, meczum, meçhul bina, alâmeti mukadder fetha (elif illetli harf nedeniyle); بِهِ câr-mecrûr, nâibu'l-fâil konumunda.
لَوْ كَانَ فِيهِمَا آلِهَةٌ إِلَّا اللَّهُ لَفَسَدَتَا (Enbiyâ 21:22) — "Eğer ikisinde (yer ve gökte) Allah'tan başka ilâhlar olsaydı, ikisi de bozulurdu." İ'râb: لَوْ gayr-i câzime, imkânsız/gerçekleşmemiş şart edatı; كَانَ şart cümlesi fiili, mâzi; فِيهِمَا câr-mecrûr, كَانَ'ın haberi takdimen; آلِهَةٌ كَانَ'ın ismi, merfû; لَفَسَدَتَا cevap cümlesi, lâm-ı cevap ile başlamış, mâzi fiil; tesniye zamiri الألف fâil.
أَيْنَمَا تَكُونُوا يُدْرِكْكُمُ الْمَوْتُ (Nisâ 4:78) — "Nerede olursanız olun, ölüm sizi bulur." İ'râb: أَيْنَمَا cezm edici mekân şart edatı, zarf konumunda; تَكُونُوا şart fiili, meczum, alâmeti nûnun hazfi; يُدْرِكْكُمُ cevap fiili, meczum, alâmeti sükûn; الْمَوْتُ fâil, merfû.
Notlar
- Klasik gramer kaynaklarında (Câmiu'd-Dürûs, Elfiyye) şart edatları hem harfler (حروف) hem de isimler (أسماء) olarak ikiye ayrılır: إِنْ ve لَوْ gibi olanlar harf; مَنْ, مَا, أَيٌّ gibi olanlar ise şart ismi (اسم الشرط) sayılır.
- Cevap cümlesinin başına فَ (fâ-i cevabiyye) getirilmesi; cevabın isim cümlesi, olumsuz fiil, talebî cümle veya قَدْ/سَوْفَ ile başlaması durumlarında zorunludur.
- إِذَا edatı Kur'an'da son derece yaygın olmakla birlikte büyük çoğunlukla mâzi fiil alır ve anlam olarak geleceğe yorulur; bu husus Elfiyye şerhlerinde ayrıntılı ele alınmıştır.