Arapça Gramer › Nahiv › Cümle yapıları

İ'râbda yeri olmayan cümleler

الجمل التي لا محلّ لها

İ'râbda yeri olmayan cümleler (الجمل التي لا محلّ لها من الإعراب), cümle içinde bir kelime ya da öbek konumunda bulunmadığından herhangi bir i'râb mevkiine (ref', nasb, cerr, cezm) giremeyen; anlam ve sözdizimi açısından bağımsız ya da yalnızca bağlayıcı bir işlev üstlenen cümlelerdir.

Arapça sözdiziminde her cümle mutlaka bir i'râb mevkiinde yer almaz. Bir cümle; mübtedâ, fâil, mef'ûl veya muzâfun ileyh gibi tek bir kelimenin doldurabileceği bir konumda bulunuyorsa i'râbda mahalli vardır. Bunların dışında kalan, yani cümle içinde herhangi bir kelime işlevi üstlenmeyen cümleler ise i'râbda yeri olmayan cümleler (الجمل التي لا محلّ لها من الإعراب) olarak adlandırılır.

Türleri / Kuralları

  • İbtidâiyye (الابتدائية): Herhangi bir cümlenin parçası olmaksızın başlı başına söze başlayan cümlelerdir. Bir sûrenin ilk âyeti ya da müstakil bir önerme bu niteliktedir.
  • İstinâfiyye (الاستئنافية): Önceki cümleyle anlam bakımından yeni bir başlangıç yapan cümlelerdir. Genellikle vâv-ı istinâfiyye (واو الاستئناف) veya fa-yı istinâfiyye (فاء الاستئناف) ile başlar; önceki cümlenin devamı gibi görünse de i'râb açısından bağımsızdır.
  • Sıla cümlesi (صلة الموصول): İsm-i mevsûlün anlamını tamamlayan cümledir. Sılayı ism-i mevsûle bağlayan âid zamiri sayesinde cümle, müstakil bir i'râb konumuna girmez.
  • İ'tirâziyye (الاعتراضية): Söz arasına, anlam bütünlüğünü bozmaksızın eklenen açıklayıcı ara cümlelerdir; iki tire arası gibi işlev görür.
  • Tefsîriyye (التفسيرية): Önceki bir kelime veya cümleyi açıklayan cümlelerdir. Çoğunlukla أي ya da أن gibi tefsir harfleriyle başlar.
  • Cevâbu'l-kasem (جواب القسم): Yemin cümlesinin cevabıdır. Lâm-ı muvattıe ve nûn-u te'kid gibi unsurlarla pekiştirilmiş olsa da cevap cümlesi bağımsız sayılır ve i'râbda mahalli yoktur.
  • Şart veya kasem cevabından sonra gelen cümle: Şart edatına bağlı cevap cümlesi ayrı bir i'râb mevkiindeyken, bu cevaptan sonra yeni bir cümle başlıyorsa o yeni cümle bağımsızdır.

Kur'an'dan Örnekler

الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ (el-Bakara 2:3) — "Onlar ki gayba iman ederler." İ'râb: يُؤْمِنُونَ fiil cümlesi, الَّذِينَ ism-i mevsûlünün sıla cümlesidir. Sıla cümleleri i'râbda mahalli olmayan cümleler arasındadır; âid zamiri olan و (fâil zamiri) cümleyi ism-i mevsûle bağlar.

وَاللَّهِ لَأَفْعَلَنَّ (genel Arap kullanımından Kur'an üslûbuna paralel örnek; kasem yapısı için bk. Yûsuf 12:85) — تَاللَّهِ تَفْتَأُ تَذْكُرُ يُوسُفَ (Yûsuf 12:85) — "Allah'a yemin olsun, sen Yûsuf'u anmaktan vazgeçmeyeceksin." İ'râb: تَفْتَأُ تَذْكُرُ cümlesi, تَاللَّهِ kaseminin cevabıdır (cevâbu'l-kasem). Kasem cevabı i'râbda mahalli olmayan cümleler arasında yer alır.

قَالَ إِنِّي عَبْدُ اللَّهِ (Meryem 19:30) — "(İsa) dedi ki: Ben Allah'ın kuluyum." İ'râb: إِنِّي عَبْدُ اللَّهِ cümlesi قَالَ fiilinin mef'ûlüdür ve mahallen mansûbtur; dolayısıyla bu cümle i'râbda mahalli olan bir cümledir. قَالَ fiilinin kendisi ise anlatının akışını başlatan istinâfiyye konumundadır ve i'râbda mahalli yoktur.

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ ۝ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ (el-Fâtiha 1:1-2) — "Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur." İ'râb: الْحَمْدُ لِلَّهِ cümlesi, mübtedâ (الْحَمْدُ) ve haberden (لِلَّهِ) oluşan bağımsız bir ibtidâiyye cümlesidir; söze başlangıç niteliği taşıdığından i'râbda mahalli yoktur.

Notlar

İ'râbda yeri olmayan cümlelerle i'râbda yeri olan cümleler (الجمل التي لها محلّ من الإعراب — fâil konumundaki, mef'ûl konumundaki, hal konumundaki vs. cümleler) birbirini tamamlayan iki kategori oluşturur. Bu ayrım, Kur'an tefsirindeki i'râb çalışmalarında (özellikle el-Ukberî'nin et-Tibyân'ı gibi eserlerde) âyetlerin doğru anlaşılması için temel bir ölçüttür. el-Galâyînî, bu kategorileri Câmiu'd-Dürûs'ta sistematik biçimde ele almış; İbn Mâlik ise Elfiyye'sinde konuyu öz beyitlerle özetlemiştir.

Kaynak: Tek Kaynak Arapça gramer verisi. Eğitim ve araştırma amaçlıdır.
Munsarif ve gayr-ı munsarif
Munsarif isim Memnû' mine's-sarf