Arapça Gramer › Nahiv › Merfûât (ref olanlar)

Nâib-i fâil

نائب الفاعل

Nâib-i fâil, meçhul (mechûl) fiilden sonra gelen ve ref' alarak öznenin (fâilin) yerini tutan isimdir; fâil cümleden hazfedildiğinde onun yerine geçerek fiilin özne konumunu üstlenir.

Arapça'da bir fiil meçhul sîgasına çevrildiğinde fâil hazfedilir ve onun yerine başka bir unsur geçer; bu unsura nâib-i fâil (نَائِبُ الْفَاعِلِ) denir. Nâib-i fâil, merfû' olup fâilin aldığı bütün hükümleri taşır: fiili müfret, tesniye veya cem' olarak ona göre uyar; cümle içindeki konumu ise genellikle fiilin hemen ardından gelir.

Türleri / Kuralları

  • Mef'ûlün bih'in nâib-i fâil olması: En yaygın türdür. Mâlum cümledeki birinci mef'ûl, fiil meçhule çevrildiğinde nâib-i fâil konumuna geçer ve ref' alır. Fiil de ona göre uyum sağlar: müennese müennes, cemie cem' sîgası kullanılır.
  • Câr-mecrûr veya zarfın nâib-i fâil olması: Mef'ûlün bih bulunmadığı durumlarda câr-mecrûr ya da zaman/yer zarfı nâib-i fâil görevi üstlenir; bu hâlde fiil daima müfret-müzekker kalır. Örn. سِيرَ بِزَيْدٍ — "Zeyd ile yolculuk yapıldı."
  • Masdarın nâib-i fâil olması: Mef'ûlün mutlak olan masdar da fâilin yokluğunda nâib-i fâil olabilir: ضُرِبَ ضَرْبٌ شَدِيدٌ.
  • İ'râb alameti: Nâib-i fâil her zaman merfû'dur; müfret ise damme, müsennâ ise elif (veya ye'), cem'-i mükesser ise damme, cem'-i müzekker-i sâlim ise vav ile ref' alır.
  • Fiil uyumu: Fiilin nâib-i fâile göre cinsiyet uyumu zorunludur; ancak ayrı (munfasıl) cem' için tekil fiil kullanılması câizdir.

Kur'an'dan Örnekler

خُلِقَ الْإِنسَانُ مِنْ عَجَلٍ — el-Enbiyâ 21:37 — "İnsan aceleci yaratılmıştır."
İ'râb: خُلِقَ meçhul mâzî fiil; الْإِنسَانُ nâib-i fâil, merfû', alameti damme. مِنْ عَجَلٍ câr-mecrûr, hâl veya sıla konumunda.

وَإِذَا الرُّسُلُ أُقِّتَتْ — el-Mürselât 77:11 — "Peygamberler belirli bir vakitle toplanıp bir araya getirildiğinde…"
İ'râb: أُقِّتَتْ meçhul mâzî fiil; الرُّسُلُ nâib-i fâil, merfû', alameti damme; fiil cem' olan nâib-i fâile karşın müfret-müennes sîgasıyla gelmiş olup bu câizdir.

وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُ — el-Kıyâme 75:9 — "Güneş ve ay bir araya getirildiğinde…"
İ'râb: جُمِعَ meçhul mâzî fiil; الشَّمْسُ nâib-i fâil, merfû', alameti damme; الْقَمَرُ ise ona matûf, merfû'.

وَكُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ — el-Bakara 2:183 — "Oruç size farz kılındı."
İ'râb: كُتِبَ meçhul mâzî fiil; الصِّيَامُ nâib-i fâil, merfû', alameti damme; عَلَيْكُمْ câr-mecrûr, fiilin müteallakıdır.

Notlar

  • Nâib-i fâil, fâilin yerine geçmesine karşın gerçek fail anlamı taşımaz; yalnızca sözdizimsel konumu devralır.
  • Klasik gramer geleneğinde (İbn Mâlik, el-Elfiyye; el-Galâyînî, Câmiu'd-Dürûs) nâib-i fâil merfûât bölümünde incelenir ve fâil hükümlerinin tamamı ona uygulanır.
  • Mef'ûlün bih yokken câr-mecrûrun nâib-i fâil yapılması câizdir; ancak bu durumda fiil müfret-müzekker kalır, zira câr-mecrûr mahallen merfû' sayılır ve lafzî uyum aranmaz.
Kaynak: Tek Kaynak Arapça gramer verisi. Eğitim ve araştırma amaçlıdır.
Munsarif ve gayr-ı munsarif
Munsarif isim Memnû' mine's-sarf