İsm-i merre ve ism-i hey'et
اسم المرّة واسم الهيئة
İsm-i merre, bir fiilin gerçekleştiği tek seferlik eylem sayısını; ism-i hey'et ise o eylemin gerçekleştiği biçim ve şekli ifade eden birer mastar türevidir.
İsm-i merre (اسم المرّة), bir fiilin yalnızca bir kez gerçekleştiğini bildiren mastar türevidir. İsm-i hey'et (اسم الهيئة) ise fiilin nasıl bir biçim ve hal içinde yapıldığını gösteren mastar türevidir. Her ikisi de sülâsî ve gayr-i sülâsî fiillerden türetilir ve morfoloji (sarf) açısından mastara eklenen belirli vezinlerle oluşturulur.
Türleri ve Kuralları
- Sülâsî fiilden ism-i merre: Masdarın vezni ne olursa olsun, fiilin masdarına ة (tâ-i merbûta) eklenerek yapılır. Örneğin جَلَسَ fiilinin masdarı جُلُوس olduğundan ism-i merresi جَلْسَة (bir kez oturma) şeklinde, fiil vezninden (فَعْلَة) türetilir. Masdarı zaten tâ-i merbûtalı olan fiillerde anlam karinesiyle veya وَاحِدَة gibi sıfatla desteklenerek ayırt edilir.
- Gayr-i sülâsî fiilden ism-i merre: Fiilin kendi masdarı kullanılır; üzerine ة eklenerek yapılır. Örneğin أَكْرَمَ fiilinden إِكْرَامَة (bir kez ikram etme). Gerektiğinde وَاحِدَة sıfatıyla pekiştirilir.
- Sülâsî fiilden ism-i hey'et: Daima فِعْلَة vezninde gelir; kasra ile başlar. Örneğin جَلَسَ fiilinden جِلْسَة (oturuş biçimi), مَشَى fiilinden مِشْيَة (yürüyüş tarzı).
- Gayr-i sülâsî fiilden ism-i hey'et: Masdar kullanılır ve gerektiğinde هَيْئَة veya hal bildiren bir kelimeyle desteklenir; özel bir vezni yoktur.
- İsm-i merre ve ism-i hey'et cümle içinde çoğunlukla mef'ûlü mutlak olarak kullanılır; fiilin hem kaç kez hem de nasıl gerçekleştiğini niteler.
Kur'an'dan Örnekler
فَنَفَخْنَا فِيهَا مِن رُّوحِنَا (el-Enbiyâ 21:91) — "Ona ruhumuzdan üfledik." İ'râb: نَفَخْنَا fiil ve fâili; نَفْخَة gibi ism-i merre bu kökten türetilir (نَفَخَ – نَفَخَاتٍ şeklinde çoğullanabilir). Âyet, fiilin tek ve özel gerçekleşişini vurgular; dilbilimciler bu bağlamda ism-i merrenin işlevine örnek verir.
وَظَنَّ دَاوُودُ أَنَّمَا فَتَنَّاهُ فَاسْتَغْفَرَ رَبَّهُ وَخَرَّ رَاكِعًا وَأَنَابَ (Sâd 38:24) — "Dâvûd, onu sınadığımızı anladı; Rabbine istiğfar etti, rükû ederek kapandı ve döndü." İ'râb: خَرَّ fiilinin masdarından türetilen ism-i merre خَرَّة (bir kez kapanma), ism-i hey'eti ise خِرَّة (kapanış biçimi) olur; رَاكِعًا hâl olup kapanışın şeklini, yani hey'et işlevini fiilden bağımsız biçimde tamamlamaktadır.
إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِن شَعَائِرِ اللَّهِ فَمَنْ حَجَّ الْبَيْتَ أَوِ اعْتَمَرَ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِ أَن يَطَّوَّفَ بِهِمَا (el-Bakara 2:158) — "Safâ ve Merve Allah'ın şiârındandır; kim hacceder ya da umre yaparsa onları tavaf etmesinde bir sakınca yoktur." İ'râb: طَوَافًا bu fiilden ism-i merre olarak kullanıldığında "bir tavaf" anlamı taşır; طَوَّفَ – طَوَّافَة ise yapılış biçimini vurgular. أَن يَطَّوَّفَ ibaresi, لَا جُنَاحَ haberinin mütealliki olan câr-mecrûrun tamamlayıcısı konumundadır.
Notlar
- İsm-i merre ile ism-i hey'et arasındaki fark vezinden kaynaklanır: ism-i merre masdar + ة iken, ism-i hey'et sülâsîde daima فِعْلَة veznindedir.
- Masdarı zaten فِعْلَة vezninde olan fiillerde (örn. رِحْلَة) ism-i merre ve ism-i hey'et şekil bakımından çakışır; anlam bağlamdan anlaşılır.
- el-Galâyînî, Câmiu'd-Dürûs'ta her iki türü mef'ûlü mutlakın alt kategorisi olarak ele alır ve nitelendirici mef'ûl (المفعول المطلق النوعي والعددي) başlığında işler.