Bedel
البدل
Bedel, bir ismin veya cümlenin ardından gelen ve önceki ögeye (metbû') bağımlı olarak onun i'râb alametini taşıyan, asıl kastın kendisine yöneldiği tâbi bir isimdir. Aralarında herhangi bir râbıt (bağlaç veya sıfat ilgisi) bulunmaksızın metbûunun anlamını tamamlar, daraltır ya da düzeltir.
Bedel (البَدَل), dört tevâbi'den biri olup kendisinden önce gelen isme (metbû' veya mübdel minh) i'râb bakımından tâbi olan ve asıl kasdın kendisine yöneldiği isimdir. Metbûun i'râbını, herhangi bir râbıt harfi ya da sıfat ilgisi olmaksızın tekrarlayan bu tâbi, cümlede metbûun yerini işlevsel olarak doldurur.
Türleri
- Bedel-i kül mine'l-kül (بَدَلُ الكُلِّ مِنَ الكُلِّ): Bedel ile mübdel minh aynı varlığı ifade eder; biri diğerinin tam karşılığıdır. Örnek: جَاءَ أَخُوكَ زَيْدٌ — "Kardeşin, yani Zeyd, geldi."
- Bedel-i ba'z mine'l-kül (بَدَلُ البَعْضِ مِنَ الكُلِّ): Bedel, mübdel minhin bir parçasını ifade eder; bedelin gizli bir zamire ihtiyacı vardır. Örnek: أَكَلْتُ الرَّغِيفَ ثُلُثَهُ — "Ekmeği, üçte birini yedim."
- Bedel-i iştimâl (بَدَلُ الاِشتِمَال): Bedel, mübdel minhin bir parçası değil; onunla ilgili soyut bir nitelik ya da durumdur. Yine gizli bir zamire ihtiyaç duyulur. Örnek: أَعْجَبَنِي زَيْدٌ عِلْمُهُ — "Zeyd beni hayran bıraktı, ilmi (hayran bıraktı)."
- Bedel-i galat (بَدَلُ الغَلَط) / Bedel-i nısyân (بَدَلُ النِّسيَان): Önceki kelime yanlışlıkla söylenmiş; bedel onu düzelten asıl kastı verir. Kullanımı konuşma diline özgüdür ve Kur'an'da bulunmaz.
Kur'an'dan Örnekler
اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ (el-Fâtiha 1:6-7) — "Bizi doğru yola ilet; kendilerine nimet verdiklerinin yoluna." İ'râb: صِرَاطَ الَّذِينَ, الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ ifadesinin bedel-i kül mine'l-küllüdür; mübdel minh nasb halinde olduğundan bedel de fetha ile mansubdur.
وَلِلَّهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًا (Âl-i İmrân 3:97) — "İnsanlar üzerine, yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi Allah'ın bir hakkıdır." İ'râb: مَنِ اسْتَطَاعَ, النَّاسِ kelimesinden bedel-i ba'z mine'l-küldür; mübdel minh mecrur olduğundan bedel de mahallen mecrurdur. Bedeilde takdirî bir zamir (منهم) gözetilir.
قُتِلَ أَصْحَابُ الْأُخْدُودِ النَّارِ ذَاتِ الْوَقُودِ (el-Bürûc 85:4-5) — "Hendek sahipleri kahrolsun; o yakıt dolu ateş (sahipleri)." İ'râb: النَّارِ, الْأُخْدُودِ kelimesinden bedel-i iştimâl ya da bedel-i kül mine'l-kül olarak değerlendirilir; mübdel minh mecrur olduğundan bedel de kesra ile mecrurdur.
Notlar
- Bedel, atf-ı beyân (عطف البيان) ile sıkça karıştırılır; temel fark, atf-ı beyânın câmid (türetimsiz) isimlerle sınırlı tutulması ve beyanı ön plana çıkarmasıdır.
- Bedel-i ba'z ve bedel-i iştimâlde bedeile ait gizli bir zamir (ضمير مستتر) mübdel minhe dönmek zorundadır; bu zamir bedeali ile mübdel minh arasındaki anlam bağını kurar.
- Klasik kaynaklarda (İbn Mâlik, Elfiyye; el-Galâyînî, Câmiu'd-Durûs) bedel, mübtedâ-haber veya fiil-fâil arasına girmeksizin metbûundan hemen sonra gelebileceği gibi aralarında başka kelimeler bulunduğu durumlarda da kabul edilmiştir.