Cem'-i müzekker sâlim
جمع المذكّر السالم
Cem'-i müzekker sâlim, müzekker (eril) akıllı varlıkları ifade eden isimlerin belirli kurallara göre sonuna و ن (ref' hâlinde) veya ي ن (nasb ve cer hâlinde) eklenerek yapılan, kelimenin aslını bozmayan düzenli çoğuludur.
Cem'-i müzekker sâlim (جمع المذكّر السالم), tekil kelimenin aslı bozulmadan sonuna ref' hâlinde وَنَ, nasb ve cer hâlinde يَنَ eklenmesiyle kurulan eril düzenli çoğuldur. "Sâlim" (sağlam) adını alması, tekil köküne hiçbir değişiklik yapılmadan çoğullanabilmesinden kaynaklanır.
Türleri / Kuralları
- Ref' alâmeti: Cem'-i müzekker sâlim, ref' hâlinde وَنَ ekini alır; bu واو ref'in alâmeti sayılır. Örnek: الْمُؤْمِنُونَ (mü'minler — fâil ya da mübtedâ konumunda).
- Nasb ve cer alâmeti: Nasb ve cer hâllerinde يَنَ eki getirilir; ياء hem nasbın hem de cerin ortak alâmetidir. Örnek: الْمُؤْمِنِينَ (mef'ûl veya câr-mecrûr konumunda).
- Nûn'un durumu: Ekteki نون, i'râb alâmeti değil, tesniye ve cem' eklerinde tenvîn yerine gelen bir harf olarak kabul edilir; izâfet ya da ال mevsûl durumunda düşer. Örnek: مُعَلِّمُو الْمَدْرَسَةِ (okulun öğretmenleri — nûn hazfedilmiş).
- Hangi isimler bu çoğulu alır: Ağırlıklı olarak (a) müzekker akıllı varlıkları karşılayan sıfatlar ve isimler (صَالِح → صَالِحُونَ), (b) ال ile fâil ya da mef'ûl sıfatları, (c) bazı özel isimler ve unvanlar (مُحَمَّدُونَ) bu kalıba girer.
- Sâlim olmayan durumlar: Tekil kelimede harf değişikliği gerekiyorsa (kalb, hazf vb.) artık "sâlim" sayılmaz ve farklı bir çoğul kalıbına girer.
Kur'an'dan Örnekler
قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ (Mü'minûn 23:1) — "Mü'minler gerçekten kurtuluşa ermiştir." İ'râb: الْمُؤْمِنُونَ, أَفْلَحَ fiilinin fâilidir; cem'-i müzekker sâlim olduğundan ref' alâmeti واو'dur (مرفوع وعلامة رفعه الواو).
إِنَّ اللَّهَ مَعَ الصَّابِرِينَ (Bakara 2:153) — "Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir." İ'râb: الصَّابِرِينَ, مَعَ zarf-ı mekânına muzâf olan cer mahallindeki isimdir; cem'-i müzekker sâlim olduğundan cer alâmeti ياء'dır (مجرور وعلامة جرّه الياء).
وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ بِأَنَّ لَهُم مِّنَ اللَّهِ فَضْلًا كَبِيرًا (Ahzâb 33:47) — "Mü'minleri, Allah'tan büyük bir lütuf bulunduğuyla müjdele." İ'râb: الْمُؤْمِنِينَ, بَشِّرِ fiilinin mef'ûlüdür (mef'ûlün bih); cem'-i müzekker sâlim olduğundan nasb alâmeti ياء'dır (منصوب وعلامة نصبه الياء).
Notlar
- İzâfet terkibinde nûn düşer: الْمُرْسَلُو رَبِّكَ → الْمُرْسَلُونَ'un muzâf hâli. Bu durum Kur'an'da هُمُ الْمُفْلِحُونَ gibi yüklem konumundaki örneklerden ayrışır.
- El-Galâyînî, Câmiu'd-Dürûs'ta bu çoğulun yalnızca akıllı müzekker için geçerli olduğunu, akılsız varlıklar için kullanımın nadir ve duyuma dayalı (سماعي) olduğunu vurgular.
- İbn Mâlik, Elfiyye'de bu kalıbın ref' alâmetini şöyle özetler: وَارْفَعْ بِوَاوٍ وَانْصِبَنَّ بِالْيَا / جَمْعَ الْمُذَكَّرِ السَّالِمَ.