Arapça Gramer › Nahiv › Harfler ve edatlar

Atıf harfleri

حروف العطف

Atıf harfleri (حروف العطف), bir ismi veya fiili kendinden önce gelen isim ya da fiile bağlayan ve her ikisini ortak bir i'râb hükmüne tabi kılan ya da anlam ilişkisini belirleyen nahiv harfleridir. Bu harfler, bağladıkları unsurlar arasında ortaklık, sıralama, seçim veya istisna gibi çeşitli anlam ilişkileri kurar.

Atıf harfleri (حُرُوفُ الْعَطْفِ), kendinden önce gelen unsura (ma'tûfun aleyh) uyan ve onun i'râb alâmetini paylaşan bir unsuru (ma'tûf) bağlamak için kullanılan harflerdir. Ma'tûf ile ma'tûfun aleyh birlikte atıf terkibini oluşturur; ikisi arasındaki anlam ilişkisini atıf harfinin anlamı belirler.

Türleri ve Kuralları

  • وَ (ve): Mutlak ortaklık bildirir; sıra ve zaman farkı gözetmez. En yaygın atıf harfidir. Ma'tûfu ma'tûfun aleyhin i'râbına tabi kılar.
  • فَ (hemen ardından, böylece): Tertip ve hemen ardından gelmeyi (tertîb ve teakub) bildirir. Sebebiyet anlamı da taşıyabilir.
  • ثُمَّ (sonra, daha sonra): Tertip ve araya zaman girmesini (tertîb ve tehrâhî) bildirir.
  • أَوْ (ya da, veya): Seçenek, şüphe veya ibâha (izin verme) anlamı taşır.
  • أَمْ (mı, yoksa): Genellikle soru cümlelerinde iki seçenek arasında tercih veya denkleştirme (tasviye) anlamı verir; çoğunlukla هَمْزَة الِاسْتِفْهَام'dan sonra gelir.
  • بَلْ (bilakis, hatta): Önceki hükmü geçersiz kılıp yeni bir hüküm kurar (idrâb). İsim cümlelerinde ma'tûfu öne çıkarır.
  • لَا (değil): Hükmü ma'tûftan nefyeder; ma'tûfun aleyhe verilen hükmü ma'tûftan soyutlar.
  • لَكِنْ (fakat, lakin): İstidrak (düzeltme, tashih) bildirir; önceki cümledeki olumsuzluğun ardından gelir ve ma'tûfa müspet hüküm verir.
  • حَتَّى (hatta, nihayet): Gaye veya sınır anlamı taşır; ma'tûf, ma'tûfun aleyhin en aşırı ya da en az beklenen örneği olur.
  • İ'râb uyumu kuralı: Atıf harfiyle bağlanan ma'tûf, ma'tûfun aleyhin aldığı i'râb konumunu (ref', nasb, cerr veya cezm) aynen alır.

Kur'an'dan Örnekler

إِنَّ الصَّفَا وَالْمَرْوَةَ مِن شَعَائِرِ اللَّهِ (el-Bakara 2:158) — "Şüphesiz Safâ ve Merve Allah'ın nişanlarındandır." İ'râb: الصَّفَا, إِنَّ'nin ismi olup nasb konumundadır. وَ atıf harfi; الْمَرْوَةَ ise الصَّفَا'ya matuf olup aynı şekilde mansubdur.

فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ ۝ وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ (ez-Zilzâl 99:7-8) — "Kim zerre kadar hayır işlerse onu görür; kim de zerre kadar şer işlerse onu görür." İ'râb: İkinci âyetteki وَ atıf harfidir; مَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ cümlesi, birinci âyetteki şart cümlesine atfedilmiştir. Her iki cümledeki مَن şart ismi olup mahallen merfûdur.

وَقَالُوا كُونُوا هُودًا أَوْ نَصَارَىٰ تَهْتَدُوا (el-Bakara 2:135) — "Yahudi veya Hristiyan olun ki hidayete eresiniz, dediler." İ'râb: أَوْ atıf harfidir ve seçenek anlamı taşır. نَصَارَىٰ, هُودًا'ya matuf olup كَانَ'nın haberi konumunda mansub; ancak gayri munsarif olduğundan damme yerine fetha ile mecrûr olmaktan da mahfuzdur (burada nasb ile mansub).

وَلَٰكِنَّ اللَّهَ رَمَىٰ (el-Enfâl 8:17) — "Fakat atan Allah idi." İ'râb: لَٰكِنَّ burada istidrak bildiren bir atıf harfi değil, hurûf-i müşebbehe bi'l-fi'l olarak kullanılmıştır; ancak gramer kaynaklarında bu tür bağlamlarda لَكِنْ'in atıf harfi işlevi üstlendiği bağlamlar için örnek teşkil eder. اللَّهَ, لَٰكِنَّ'nin ismi olup mansubdur; رَمَىٰ ise haberin fiil cümlesidir.

Notlar

  • Atıf terkibinde ma'tûfun aleyh hazf edilmişse (mahzûf), bağlam yoluyla takdir edilir; bu durum Kur'an'da ve şiirde yaygındır.
  • بَلْ ve لَا yalnızca müfred kelimeleri bağlar; cümle atfı yapamazlar. Cümle atfı için وَ, فَ ve ثُمَّ kullanılır.
  • el-Galâyînî, Câmiu'd-Dürûs'te atıf harflerini dokuz olarak saymış; İbn Mâlik ise Elfiyye'sinde aynı sayıyı esas almıştır: وَ، فَ، ثُمَّ، أَوْ، أَمْ، بَلْ، لَا، لَكِنْ، حَتَّى.
Kaynak: Tek Kaynak Arapça gramer verisi. Eğitim ve araştırma amaçlıdır.
Munsarif ve gayr-ı munsarif
Munsarif isim Memnû' mine's-sarf