Müzekker ve müennes
المذكّر والمؤنّث
Arapçada isimler, cinsiyet bakımından müzekker (eril) ve müennes (dişil) olmak üzere ikiye ayrılır; bu ayrım yalnızca biyolojik cinsiyeti değil, dil kurallarına göre belirlenen gramer cinsiyetini de kapsar ve fiil çekimi, sıfat uyumu ile zamir kullanımı üzerinde doğrudan belirleyici bir rol oynar.
Arapçada her ismin bir cinsiyet değeri vardır: müzekker (المذكّر) ya da müennes (المؤنّث). Bu ayrım gramer açısından zorunludur; çünkü isimle ilişkili fiil, sıfat, işaret adı ve zamir hepsi bu cinsiyete göre şekillenir. Müzekkerlik asıl (الأصل), müenneslik ise sonradan gelmiş (الفرع) kabul edilir.
Türleri ve Temel Kuralları
- Hakiki müzekker (المذكّر الحقيقي): Biyolojik olarak erkek olan varlıkların adıdır. Örnek: رَجُلٌ (erkek), أَسَدٌ (aslan).
- Mecazi müzekker (المذكّر المجازي): Cinsiyeti olmayan fakat dil geleneğinde eril sayılan isimler. Örnek: كِتَابٌ (kitap), بَابٌ (kapı).
- Hakiki müennes (المؤنّث الحقيقي): Biyolojik olarak dişi olan varlıkların adıdır. Örnek: امْرَأَةٌ (kadın), أُمٌّ (anne).
- Mecazi müennes (المؤنّث المجازي): Biyolojik cinsiyeti olmayan fakat dil geleneğinde dişil sayılan isimler. Örnek: شَمْسٌ (güneş), أَرْضٌ (yer/toprak).
- Lâfzî müennes alametleri: Bir ismin müennes olduğunu gösteren başlıca ekler şunlardır: (a) tâ-i merbûta ة (örn. مَدْرَسَةٌ); (b) elif-i maksûra ى (örn. حُبْلَى); (c) elif-i memdûda اء (örn. صَحْرَاء).
- Semâî (işitmekle öğrenilen) müennes: Alamet taşımadığı hâlde dil geleneğince müennes kabul edilen isimler; bunlar kıyasla değil, rivayetle öğrenilir. Örnek: نَفْسٌ, يَدٌ, عَيْنٌ.
- Gramer uyumu: Fâilin müennes olması hâlinde mâzi fiiline تَ, muzâri fiiline ise تَـ başı eklenerek müennes sigası oluşturulur. Sıfatlar da mevsuflarına cinsiyet bakımından uyar.
Kur'an'dan Örnekler
إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ — Nasr 110:1 — "Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman." İ'râb: نَصْرُ fâildir, merfû ve اللَّهِ ona muzâftır; نَصْرٌ müzekker bir isimdir, bu yüzden جَاءَ fiili müzekker sigasıyla gelmiştir.
كَذَّبَتْ قَوْمُ نُوحٍ الْمُرْسَلِينَ — Şuarâ 26:105 — "Nûh'un kavmi peygamberleri yalanladı." İ'râb: كَذَّبَتْ fiilindeki تْ, fâilin müennes olmasından dolayı değil, قَوْم kelimesinin mecaz yoluyla müennes muamelesine tâbi tutulmasından dolayı eklenmiştir; bu, Arapçada cemaat isimlerinin zaman zaman müennes sayılabileceğini gösterir.
وَالشَّمْسُ تَجْرِي لِمُسْتَقَرٍّ لَّهَا — Yâsîn 36:38 — "Güneş, kendisi için belirlenmiş bir yere doğru akar." İ'râb: الشَّمْسُ mübtedâdır, merfûdur; müennes ve semâîdir (tâ-i merbûta taşımaz). لَّهَا câr-mecrûr olup zamiri ها müennes sigasıyla الشَّمْسُ'e râcidir; bu, müennes isimlere dönen zamirlerin de müennes gelmesi gerektiğini örnekler.
إِنَّ رَحْمَتَ اللَّهِ قَرِيبٌ مِّنَ الْمُحْسِنِينَ — A'râf 7:56 — "Allah'ın rahmeti iyilik edenlere yakındır." İ'râb: رَحْمَةَ inne'nin ismi olup mansûbdur; اللَّهِ muzâfun ileyhtir. Haber olan قَرِيبٌ kelimesi, müennes olan رَحْمَةٌ'ye karşın müzekker sigasıyla gelmiştir; klasik gramerci ve müfessirler bunu, قَرِيب'in mübalağa kalıbı olan feîl vezninde olması sebebiyle cinsiyet uyumunun her iki şekilde de câiz olduğuyla açıklar.
Notlar
- Müennes alameti taşıyan her isim dişil anlamlı değildir; طَلْحَةُ (erkek ismi) gibi tâ-i merbûta taşıyan müzekkerler de vardır. Bunlara müzekker-i merbûta denir.
- El-Galâyînî, Câmiu'd-Dürûs'ta müennesi önce lâfzî-mânevî, ardından hakiki-mecazi olmak üzere iki eksenli sınıflandırır; İbn Mâlik ise Elfiyye'sinde semâî müenneslerin ezberle öğrenilmesi gerektiğini vurgular.
- İkil (tesniye) ve sağlam eril çoğullarda cinsiyet eki farka yansır: müzekker tesniye ـَانِ/ـَيْنِ, müennes tesniye ـَتَانِ/ـَتَيْنِ; sağlam eril çoğul ـُونَ/ـِينَ, sağlam müennes çoğul ـَاتٌ.