Muzâri'i cezm eden edatlar
جوازم المضارع
Muzâri' fiili cezm eden edatlar, Arapça sözdiziminde muzâri' fiilin sonunu cezm harekesine (sükûn veya nun hazfi) sokan harfler ve isimlerdir; bunlar ya tek bir fiili (fiilin sonunu cezmeden tek edatlar) ya da şart-cevap çifti oluşturan iki fiili birden (şart edatları) cezm eder.
Muzâri' fiil, kural olarak merfû' gelir; ancak bazı edatlar onu cezm eder. Bu edatlar iki ana gruba ayrılır: yalnızca bir fiili cezm edenler (tek cezmedici edatlar) ve iki fiili birden cezm edenler (şart edatları). Cezmin alameti; sahih sondaki fiillerde sükûn, illetten sondaki fiillerde harf-i illetin hazfedilmesi, ef'âl-i hamse'de ise nun'un düşmesidir.
Türleri / Kuralları
- Tek bir fiili cezm edenler:
- لَمْ — olumsuzluk edatı; muzâri'i geçmiş zaman anlamına çevirir: لَمْ يَلِدْ "doğurmadı".
- لَمَّا — "henüz … -medi / -madı" anlamı taşır; olumsuzluk hâlâ devam eder: لَمَّا يَقْضِ "henüz yerine getirmedi".
- لَامُ الأَمْرِ (emir lâmı) — üçüncü ve ikinci şahsa emir bildirir: لِيُنفِقْ "harcasın".
- لَا النَّاهِيَة (nehiy lâsı) — yasaklama bildirir: لَا تَقْرَبَا "yaklaşmayın".
- İki fiili birden cezm eden şart edatları: Birinci cezm şart cümlesinin fiilini, ikinci cezm ise cevap/ceza cümlesinin fiilini etkiler.
- إِنْ — en temel şart edatı.
- مَنْ — akıllı varlıklar için ("kim").
- مَا — akılsız varlıklar ve genel anlam için ("ne, hangi şey").
- مَهْمَا — pekiştirmeli şart ismi ("her ne zaman, her ne").
- أَيْنَمَا — yer için ("nerede olursa").
- مَتَى — zaman için ("ne zaman").
- أَيُّ — her türlü varlık için kullanılan şart ismi ("hangi").
- كَيْفَمَا — hal için ("nasıl olursa").
Kur'an'dan Örnekler
لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ (İhlâs 112:3) — "Ne doğurdu, ne de doğuruldu." İ'râb: لَمْ tek fiili cezm eden olumsuzluk edatı; يَلِدْ ve يُولَدْ her ikisi de لَمْ ile meczûm muzâri', cezm alameti her birinde sahih sondaki sükûndur.
وَلَا تَقْرَبَا هَٰذِهِ الشَّجَرَةَ (A'râf 7:19) — "Şu ağaca yaklaşmayın." İ'râb: لَا nehiy (yasaklama) lâsı; تَقْرَبَا meczûm muzâri', ef'âl-i hamse'den olduğu için cezm alameti nun'un hazfidir; iki fâil (ikil zamir الألف) müstetir değil bâriz olarak fiilin içindedir.
مَن يَعْمَلْ سُوءًا يُجْزَ بِهِ (Nisâ 4:123) — "Kim kötülük yaparsa onunla cezalandırılır." İ'râb: مَنْ şart ismi, mübtedâ konumunda; يَعْمَلْ şart fiili (meczûm, cezm alameti sükûn); يُجْزَ cevap/ceza fiili (meczûm, cezm alameti harf-i illetin —elif— hazfi); بِهِ câr-mecrûr, nâib-i fâile müteallık.
وَإِن تَعُودُوا نَعُدْ (Enfâl 8:19) — "Eğer geri dönerseniz, biz de döneriz." İ'râb: إِنْ şart edatı; تَعُودُوا şart fiili, ef'âl-i hamse'den olduğu için meczûm, cezm alameti nun'un hazfidir; نَعُدْ cevap fiili, meczûm, cezm alameti sahih sondaki sükûndur.
Notlar
- Cevap/ceza cümlesi cümle-i ismiyye, şart-ı menfî veya başka bir yapıda gelirse başına فَاء الرَّابِطَة (râbıta fâsı) getirilir ve fiil artık meczûm olmaz.
- لَمَّا ile لَمْ arasındaki temel fark: لَمَّا'nın olumsuzladığı durum konuşma anında hâlâ geçerli olmaya devam eder ve beklenti ifade eder; لَمْ'de böyle bir zorunluluk yoktur.
- Klasik kaynaklarda el-Galâyînî (Câmiu'd-Dürûs) ve İbn Mâlik (Elfiyye, bâbu'l-cevâzim) bu edatları ayrıntılı biçimde ele almıştır.