İ'râbda yeri olan cümleler
الجمل التي لها محلّ من الإعراب
Arapça sözdiziminde bazı cümleler tek başına bir kelime gibi belirli bir i'râb konumuna girer ve bu cümlelere "i'râbda yeri olan cümleler" (الجمل التي لها محلّ من الإعراب) denir; bu cümleler ref', nasb, cerr veya cezm mahallinde bulunabilir.
Arapça'da cümleler iki ana gruba ayrılır: i'râbda yeri olan cümleler (الجُمَل التي لها مَحَلٌّ مِن الإعراب) ve i'râbda yeri olmayan cümleler. Bir cümle, tek başına bir kelime gibi ref', nasb, cerr veya cezm konumunda yer alıyorsa i'râbda mahalli vardır; yani o cümle bütününün iştikakı mümkün olsa tek bir kelimeyle karşılanabilecek bir anlam taşır.
Türleri ve Kuralları
- Ref' mahallinde olan cümleler: (1) Mübtedânın haberi olan cümle: mübtedâ isim cümlesiyse ya da fiil cümlesiyse haber olarak ref' mahallinde bulunur. (2) Fâilin yerini tutan cümle: naib-i fâil olarak kullanılan cümle. (3) Mübtedâ olan cümle: özellikle şart cümlelerinde, şart cümlesi mübtedâ konumuna geçtiğinde.
- Nasb mahallinde olan cümleler: (1) Hâl cümlesi: sâhibü'l-hâl'in durumunu anlatan cümle. (2) Mef'ûlün bih olan cümle: bilhassa kalp fiilleri (أفعال القلوب) ve ظنّ gibi fiillerin ikinci ya da tek mef'ûlü olarak gelen cümle. (3) إنّ ve kardeşlerinin haberi olan cümle (nasb mahallinde haber). (4) Mef'ûlün mutlak yerine geçen cümle.
- Cerr mahallinde olan cümleler: (1) Muzâfun ileyh olan cümle: özellikle إذ، حيث، إذا gibi zaman/mekân zarflarına izâfet yoluyla bağlanan cümle. (2) Harf-i cerden sonra gelen cümle: الباء veya إذ gibi unsurların yönettiği cümle.
- Cezm mahallinde olan cümleler: Şart edatlarından sonra gelen fiil-i şart cümlesi ve cevâb-ı şart cümlesi cezm mahallindedir.
- Müstesna tutulan cümleler (i'râbda yeri olmayanlar): İbtidâiyye (müstakil başlangıç), sıla cümlesi, i'tirâziyye, tefsîriyye, cevâb-ı kasem ve cevâb-ı şart cümlelerinin bir kısmı bu kapsamdadır.
Kur'an'dan Örnekler
وَمِنَ النَّاسِ مَن يَقُولُ آمَنَّا بِاللَّهِ — Bakara 2:8. Türkçe anlamı: "İnsanlar arasında 'Allah'a inandık' diyenler de vardır." İ'râb: يَقُولُ fiil cümlesi, مَن isminin sılasıdır; sıla cümlesi olduğu için i'râbda mahalli yoktur. Ancak آمَنَّا بِاللَّهِ fiil cümlesi, يَقُولُ fiilinin mef'ûlü konumundadır ve nasb mahallinde bulunur.
وَجَاءُوا أَبَاهُمْ عِشَاءً يَبْكُونَ — Yûsuf 12:16. Türkçe anlamı: "Akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler." İ'râb: يَبْكُونَ fiil cümlesi hâl olarak nasb mahallindedir; sâhibü'l-hâl, جَاءُوا fiilinin fâili olan gizli zamirdir.
إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا سَوَاءٌ عَلَيْهِمْ أَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ — Bakara 2:6. Türkçe anlamı: "İnkâr edenleri uyarsan da uyarmasan da onlara göre birdir." İ'râb: إِنَّ'nin haberi olan سَوَاءٌ عَلَيْهِمْ أَأَنذَرْتَهُمْ… ibaresi nasb mahallindedir; أَأَنذَرْتَهُمْ أَمْ لَمْ تُنذِرْهُمْ cümlesi ise سَوَاءٌ'nın fâili yerinde ref' mahallindedir.
وَإِن تَعُودُوا نَعُدْ — Enfâl 8:19. Türkçe anlamı: "Eğer (küfre) dönerseniz biz de (yardımı) döndürürüz." İ'râb: تَعُودُوا fiil cümlesi, إِن şart edatının yönetiminde fiil-i şart olup cezm mahallindedir; نَعُدْ fiil cümlesi ise cevâb-ı şart olarak cezm mahallindedir.
Notlar
- El-Galâyînî, Câmiu'd-Dürûs'ta i'râbda yeri olan cümleleri yedi türde ele alır: haber cümlesi, hâl cümlesi, mef'ûlün bih cümlesi, muzâfun ileyh cümlesi, şart ve cevâb-ı şart cümleleri ile إنّ ve benzeri harf-i müşebbehelerin haberi.
- Bir cümlenin i'râb mahalli, o cümlenin başındaki bağlayıcı unsura (harf, muzâf, şart edatı) ya da içinde bulunduğu sözdizimsel konuma göre belirlenir; kelimenin sonuna gelen hareke değil, cümlenin tamamının işlevi esas alınır.
- İbn Mâlik Elfiyye'sinde bu konuyu باب الجُمَل وما لها محلّ وما لا محلّ لها başlığı altında özlü biçimde işlemiştir.